Reiki Nedir



                               





Öğrenilmesi ve uygulanması çok kolay olup herkesin uygulayabileceği bir iyileştirme metodudur. 1920'de Japon Dr. Mikao Usui tarafından Kurama Dağında başlatılmıştır. Ancak bir Reiki Master/Öğretmen tarafından inisiye edilmiş kişi tarafından ellerin bedene temasıyla kişinin kendisine ya da başkalarına uyguladığı bir yöntemdir. Doğası biyoenerjiden çok farklıdır.




Reiki diğer şifa teknikleri gibi öğrenilemez. Reiki uygulayabilmek için uzun süren meditasyonlar yapmak, farklı deneyimlere, tecrübelere ya da özel yeteneklere sahip olmak gerekmez. Bu yeteneğe sahip olmanın tek yolu; inisiyasyon dediğimiz yeteneğin transferidir (yani kısaca eskilerin ya da Anadolu'daki yaygın kullanımıyla el vermek diyebiliriz). Öğrendiğiniz ilk günden itibaren kendiniz ve başkaları için uygulayabilirsiniz.

Reiki enerjisi çok yumuşak aynı zamanda da herşeyde kullanılabilen, zararsız ve çok güçlü bir enerjidir. Adeta kendi bilinci olduğundan sizin yönlendirmenize gerek duymaz. Konsantre olmanız gerekmez. Reiki'yi aktarırken uygulayıcı bir kanal olur. Bu özelliğinden dolayı; uygulayıcının enerjisi tükenmez. Reiki, tüm inançlarla uyumlu çalışır.




Dünya üzerinde 2 milyondan fazla kişi tarafından kullanıldığı varsayılmaktadır. Bugün Amerika'da hastaların iyileşme sürecini hızlandıran bütünleyici/tamamlayıcı tedavi olarak bazı hastane ve kliniklerde uygulanmaktadır, ama yine de modern tıbbın yerine kullanılamaz.






Neden Hasta Oluruz?




Eğer yaşam enerjiniz düşükse veya dolaşımında bir tutukluk varsa hastalıklara daha açık olursunuz. Enerjiniz yüksek olduğunda ve rahatça aktığında; daha az hastalanır ve sağlığınızı uzun süre koruyabilirsiniz.

Bedenimizdeki sistemlerin hepsi birbiri ile bağlantı halindedir. Bir tanesi bozulduğunda, zaman içinde diğer sistemleri de etkilemeye başlar. Bir bölgedeki hastalık, ilişkili başka bir bölgede hastalığa ya da olumsuzluğa neden olabilir. Enerji düzeyinde başlayan bozuk bir titreşim zihinsel ve fiziksel düzeyde hasara yol açacaktır. Reiki, vücuttaki sağlığın, uyumun ve dengenin düzenlenmesini sağlar.





# Reiki'nin Faydaları Kişi inansa da inanmasa da bu evrensel enerji şuurlu olarak kanal olan kişi aracılığıyla terapiyi alana, alıcının ihtiyacı olduğu oranında akarak denge ve şifa sağlar.


# Stresli olduğunuzda derin bir rahatlama sağlar. Kafanız karıştığında düşüncelerinize berraklık getirir.


# Korku anlarında sizi sakinleştirir.


# Acınızı azaltarak, yaralarınızın doğal iyileşme sürecini hızlandırır. Her zaman daha sağlıklı olmanızı sağlar


# Varolan hastalıklarınızın ilerlemesini önler. Kronikleşmiş rahatsızlıklarınızı yavaş yavaş ortadan kaldırır. Duygusal yaralarınızı sarmanıza yardımcı olur.


# Olumsuz davranışlarınızı siz farkında olmadan değiştirir. Bütün bunları bedeninizdeki enerji titreşimlerini artırarak yapar.


# Ruhsal gelişimdeki pozitif etkisi, uygulamadan sonra karşılaşacağınız sorunlara daha derin bir bakış açısı kazanmanızı sağlar. Yaşamınızda doğru kararlar almak için gereken farkındalığa ulaşmanızda yararlıdır.


# Reiki, günlük kullandığınız enerjinize güç katıp bedeninizdeki enerjiyi dengeler ve rahatlamanızı sağlar. Böylece, zaman içinde oluşacak duygusal ve zihinsel dengesizlikleri engellenir.


# Hem kendinize, hem başkalarına kullanılabilir olması, en önemli avantajlarından biridir.


# Şevkat ve sevgi duygularını geliştirir. Uygulama sırasında en çok ortaya çıkan duygu: huzur, rahatlama ve güvendir. Yapılan Reiki uygulamaları, iyileşmeyi yumuşak geçişlerle sağlar.


# Reiki verme konusunda hiçbir zaman endişe duyulmamalıdır. Uygulayıcı, bu güçlü enerjiyi kanal olarak uyguladığı için uygulayan kişinin, kişiliği enerjiyi etkilemez.


# Uygulamalardan sonra ortalama üç haftalık bir iyileşme süreci devam eder. Eğer sonucu görmek için röntgen çektirmek ya da tahlil yaptırmak gerekiyorsa bu süreci beklemekte yarar vardır.


# Yapılan uygulamalar sırasında eğer önemli sağlık sorunları varsa bu uygulamaların tıp tedavisi ile birlikte devam ettirilmesi tavsiye edilir.Reiki, yaşam boyu sizinle birlikte olacak, evrenin enerjisinden kendinizin ve çevrenizin yararlanmasını sağlayan, geçmişi asırlar öncesine dayanan bir şifa tekniği…


Reiki, tüm insanlar için evrensel bir ödül… 

Türkiye’de Reiki konusunda şu ana kadar yayınlanmış çeşitli kaynaklar ve siteler bulunmakta. Gerek bu eserler, gerekse yurt dışında yayınlanmış pek çok çeşitli kaynak, Reiki konusuna çok farklı açılardan yaklaşmakta ve daha çok yazarlarının Reiki tecrübelerini yansıtmaktadır. Aslında Reiki, ilgilendiğiniz boyuta bağlı olarak pek çok farklı sistemi de referans alabildiğinden ve de farklı uygulama teknikleri ile kombine edilebildiğinden çok kapsamlı ve uzun çalışmaları gerektirebileceği gibi, tekniğin özündeki basitlik nedeniyle de çok kısa sürede öğrenilip doğru ve çok etkin şekilde uygulanabilecek bir şifa sistemidir. 





Reiki konusunda ihtiyacınız olan bilgileri yeterli ve kapsamlı olarak bu sayfalarda bulacaksınız. Konuya olan ilginiz artan oranda sürerse, İnternet dahil olmak üzere çok çeşitli dış kaynaklarda ve yaşam enerjisini temel alan farklı uygulama disiplin ve tekniklerini inceleyen çalışmalarda tamamlayıcı bilgiler bulabilirsiniz.





Reiki, bir ayrıcalık, bir üstünlük aracı değildir. Reiki, çok kısa sürede kavranır ancak bir ömür boyu yaşanır. Reiki, katı kuralları ve uygulama prosedürü olan bir teknik değildir. 



Asırlar boyunca insanlığın tecrübelerle oluşturduğu bilgi birikiminin ve farkına vardığı evrensel etkilerin insan yararına uygulamaya dönüştürülmüş pratiğidir. Kolaylıkla, arayışın hala sürdüğünü ve her gün yeni bir boyutun daha farkına vararak yararını geliştirdiğimizi söyleyebiliriz. Bu nedenle, Reiki’nin bize sağladığı uygulama kolaylığını kullanırken aynı zamanda hergün kendimizin de yeni bir boyutu deneme ve farketme olanağımızın olduğunu unutmamalıyız.



Reiki, akıl ve bilim yolundan hiçbir şekilde sapmayan, bağnazlık ve boş inançlarla hiç bir ilgisi olmayan bilimsel bir yöntem olmakla birlikte, insanı ve evreni uyumlu bir bütün halinde yaşattığından, bilgeliğe yaklaştıran bir tekniktir.



Reiki, tıbba alternatif bir şifacılık tekniği değildir. Tıbbi uygulamaların daima yanında olan ve bu uygulamaların insanı sağlığına kavuşturmasında eksik ve yetersiz kalan unsurları tamamlayan ve rahatsızlıklara yol açan etkenlerin önlenmesini amaçlayan bir tekniktir.



Tıp bilimi asırlardır insan fizyolojisini ele almış ve hastalıkları, rahatsızlıkları, semptomlarına göre değerlendirerek, bu semptomların giderilmesine yönelik çalışmayı benimsemiştir. Semptomlar ayıklanarak rahatsızlıkların kökenine gidilmesi son yıllarda gelişen tekniklerle mümkün olmaya başlamakla birlikte tüm çalışmalar hala fizyoloji üzerinedir. Ancak Reiki, tıbbi uygulamaları hiçbir şekilde reddetmeden, insanı sadece fizyolojisi ile değil aynı anda ruhsal yapısıyla da bir bütün olarak ele alır. Temelde rahatsızlıkların kaynağını farklı bir bakış açısıyla değerlendirir ve insanın mevcut bağışıklık sisteminde oluşan uyumsuzluk ve yetersizliklerin, tüm rahatsızlıkların kaynağı olduğunu gösterir. Bu nedenle, tıbbi uygulamalar fizyolojik tedaviyle uğraşırken aynı anda Reiki, rahatsızlığın kaynağına inerek bağışıklığın evren enerjisiyle kuvvetlendirilmesini ve şifanın sürekliliğini sağlar.


Sağlıklı olduğu varsayılan kişilerde ise düzenli Reiki uygulamaları, rahatsızlık ve hastalıkların oluşmasını çok önemli ölçüde önlemektedir. Bugün Batı toplumlarında tıp alanında da Reiki uygulamaları tamamlayıcı tedavi olarak kabul görmektedir. Sadece Amerika’da hastane ve kliniklerde lisanslı ve kadrolu şekilde çalışan ‘Reiki Practitioner’ sayısı 200.000’i aşkındır.


Reiki, enerjiyi temel alan pek çok farklı ve çoğu Doğu ve Uzakdoğu kökenli uygulamalardan faklı olarak, basitliği ve çok etkili sonuçlarıyla 1980’lerden sonra Batı toplumlarında çok yaygın hale gelmiştir. Ancak ülkemizde yeni tanınmaya başlayan bu tekniğin yaygınlaştırılması için çabalar yetersizdir.

Bunda önemli bir etken, ülkemizde sayısı sadece ‘birkaç’ı geçmeyen Reiki Master’ının bulunması, yabancı ülkelerden düzenli aralıklarla gelen bazı Master’ların Master yetiştirmek yerine iyi bir inisiyasyon pazarı olarak gördükleri ülkemizdeki gelir kapılarını kapatmama çabaları ve tüm dünyada da zaman zaman gözlenen “en doğru teknik seninki değil benimkidir” şeklindeki kısır tartışmadır.

Ancak unutulmamalıdır ki Reiki, tüm insanlığa verilmiş bir ödüldür ve Evren enerjisinin sahibi yoktur! Hepimiz sadece onu anlamaya, onunla uyum içinde yaşamaya ve ondan yararlanmaya çalışıyoruz… Asırlardır nice bilge kişinin yapmaya çalıştığı gibi!



Reiki Ne Değildir?



Reiki'yi kullanabilmek veya faydalarından yararlanabilmek için herhangi bir kültüre, dine veya inanca sahip olmak gerekmez. Herhangi bir kişiye veya gruba ait değildir. Reiki, alternatif tıp bilgileri içinde anılmasına rağmen; alternatif tıp yöntemi değildir. Tıbbî müdahalelerin yerine geçemez, hastalıkların teşhisinde çağdaş tıbbın yerini tutamaz.


 Reiki Eğitim Süreçleri



Reiki temelde üç aşamalı tam bir şifa ve ruhsal gelişim sistemidir, her bir aşama bir diğerini tamamlar. Herkes her bir seviyenin eğitimini almaya açıktır ancak kişiler arzu ettikleri noktada eğitimlerine ara verebilirler ya da bırakabilirler. Bu dereceler kişilerin birbirlerine üstünlük sağlamaları için değildir



Reiki I
Reiki 1. derece inisiyasyonu kişiyi evrensel yaşam gücü enerjisine açar. Reiki Master/Öğretmen tarafından uyumlandırılan kişi artık elleri aracılığıyla şifa niyetiyle kendisine ya da başkalarına dokunarak Reiki enerjisinin akmasını sağlayabilir. 1. derece fiziksel şifa uygulamaları içindir. İnisiye olan kişi kendisine, başkasına, bitkilere ve hayvanlara enerji verebilir. Reiki öğretisinin temelini oluşturan, 1. derece inisiyasyonu olmadan diğer dereceler alınamaz.




Reiki II
Reiki 2. derece inisiyasyonu kişinin şifa niyetiyle aktardığı enerjiyi güçlendirir, uygulayıcılar zihinsel, duygusal şifa ile uzaktan şifa gönderme yöntemlerini öğrenirler. 2. derecede, uygulayıcılara 3 sembol ve bunların kullanım bilgileri aktarılır. Kişinin inisiyasyonu sırasında açıldığı semboller aracılığıyla yapabileceği ek uygulamalar öğretilir. Kişi artık Reiki vermek için dokunmak zorunda değildir. Olaylara da enerji gönderebilir.



İleri Reiki Eğitimi (Advanced Reiki Training - ART)
Bu aşamada kişi master sembolüne inisiye olur, Reiki meditasyonunu, kristallerle çalışma tekniklerini, psişik cerrahiyi (kansız ameliyat) ve aura temizleme tekniklerini öğrenir. Bu derece geleneksel Reiki sisteminin bir parçası değildir, ancak William Lee Rand tarafından Reiki öğretmeni olmaya hazırlık aşamasının bir parçası olarak ilave edilmiştir. Öğretmenlik yapmak istemeyip sadece şifacılık yeteneklerini geliştirmek isteyenler içinde faydalı olduğundan eğitim süreci çerçevesinde verilmektedir.



Reiki III
Öğretmenlik (Reiki Master) Reiki Öğretmeni/Master olmak esasında çok büyük bir adım ve ciddi bir sorumluluktur. Reiki uygulaması yapan herkesin öğretmen olması gibi bir gereklilik yoktur. Bu aşamada alınan eğitim, öğretmen olan kişiyi uygulayıcıları tüm Reiki derecelerine inisiye etmesine hazırlar, doğru iletişimi kurma ve öğretmen-öğrenci ilişkileri konusunda bilgilendirir. Bu seviyedeki kişilerin, şifaya gerçek güçle, sevgiyle ve sebatla bağlı olmaları gerekmektedir. Reiki enerjisine inisiye edilecek kişilerin sorumluluklarını taşımaya hazır olmayı gerektirir. Enerji vermek için asla üşenmemelidirler. Bu işte en büyük tehdit şişkin egolardır, Reiki'ye güvenmeyi bilmek gerekir. Normalde Reiki Öğretmeni/Master olmak kişinin 2-3 senesini almaktadır.




Nelere Reiki verilebilir?




# Reiki çok güçlü aynı zamanda da çok yumuşak bir enerji olduğundan asasında herşeye verilebilir. Tarih boyunca bilinen tüm hastalıkların (şizofren, bi-polar ve epilepsi yani sara hastalarında ilaç tedavisinin yanında sürdürülebilir) iyileştirilmesinde kullanılmıştır,


# Anne karnındaki embriyoya iyi gelişmesi ve doğumun rahat geçmesi için uygulanabilmektedir,




# Uygulanan diğer tüm tedavi ve terapilerin etkisini arttırıcı özelliği vardır,




# Kişinin farklı ve ciddi bir sağlık problemi varsa doktor kontrolünde Reiki verilebilir,




# Her türlü tıbbi tedavinin sonuçlarını geliştirir, yan etkilerini azaltır, tedavi süresini kısaltır, çekilen acıyı azaltır ya da tamamen yok eder, hastalığın yarattığı olumsuz duyguları hafifletir, kişide iyimser duygular geliştirir ve yaraların kolay kapanmasını sağlar,




# Tüm bitki ve hayvanlara uygulanabilir,



# Yaşanmış olayların kişide yarattığı negatif etkileri azaltmada önemli rol oynar.



- Reiki hangi hastalıklarda işe yarar?


Reiki fiziksel,zihinsel yada duygusal boyutta kendini gösteren hastalıkların hepsinde kullanılabilir. Kesin olarak şu hastalığa iyi gelir yada şu konuda etkili olur cevabını reiki için vermek doğru olmaz. Eğer bir ilaç içiyorsanız o ilaç muhtemelen tek bir tip hastalık için yapılmıştır. Reiki ise bütüncüldür ve bütüne yönelir. Önemli olan sizin şifayı istemeniz ve kabul etmenizdir.





- Reikiyi kendi kendime kitaplarda öğrenebilir miyim?

Reikiyi kitaplardan öğrenmek mümkün değildir. Kitap okuyarak ancak reikinin ne olduğunu ve ne işe yaradığını öğrenebilirsiniz ancak reiki uygulayıcısı olamazsınız. Çünkü reiki inisiyasyon dediğimiz reiki öğretmeninin sizin enerjinizle reiki enerjisini uyumlu hale getirmesiyle öğrenilir. İnisiyasyona halk dilinde el verme de denmektedir.




- Ya ben reiki öğrenmeyi başaramazsam, herkes öğrenebilir mi?


Sekiz yaşını doldurmuş herkes reiki öğrenebilir. Eğitim durumunuz,dini inancınız,zeka düzeyiniz,reikiye inanıp inanmamanız,yetenekleriniz reikiyi öğrenmeniz için önemli değildir.




- Reikinin diğer şifa yöntemlerinden farkı nedir?

En önemli farkı çok kolay öğrenilmesi ve özel çalışmalar gerektirmemesidir. Reiki öğrenmek için senelerinizi vermenize gerek yoktur ve özel ritüelleri bulunmamaktadır. Herhangi bir araç gerece ihtiyacınız yoktur. Özel bir ön hazırlık gerektirmez.



- Reikinin yan etkileri yada zararları var mı?

Reikinin hiç bir zararı yada yan etkisi yoktur. Reiki uygulayan kişinin hastanın rahatsızlığını kapması gibi bir şey söz konusu değildir Aksine başkasına reiki veren kişi kendisi de şifa enerjisinden faydalanacaktır.




- Reikiyi ne kadar zamanda öğrenebilirim?

Reiki bir günde öğrenilir.





- Eğitimlerde neler yapılır?

Eğitim teorik ve inisiyasyon olarak iki kısımdan oluşur. Teorik kısımda eğitim göreceğiniz seviyeye göre gereken tüm bilgiler aktarılır ve sorularınız yanıtlanır. İnisiyasyonla birlikte artık reiki kanalı olursunuz.Evrende yaşayan tüm canlılar ısı ve enerji yayarlar. Bu enerji, yaşam gücünün kendisidir. Yaşam enerjimiz yüce Yaratı'cıdan bize doğumumuzla beraber aktarılmıştır. Yaşam gücümüzdür. Reiki binlerce yıllık şifa ve ruhsal çalışmalara dayanan ve enerji aktarımı ile şifa vermeye dayalı bir enerji tekniğidir. Reiki ; “ Rei ” ve “Ki” olmak üzere iki Japonca kelimeden oluşmaktadır.” Rei ” evren, bizi kuşatan büyük bilgi, “Ki” ise ruh, yüksek güç, içteki ruhsal manevi kimlik, yaşam gücü anlamına gelmektedir.”Ki” her zaman her yerde ve her şeyin etrafında akan enerjidir. Bu enerji bir bütün olarak tüm canlı varlıkları birbirine bağlar. Batıya yayılmaya başladığında “Evrensel Yaşam enerjisi” olarak adlandırılmıştır. Kelimenin tam karşılığı “yüce kaynağın bilincini taşıyan, ruhsal amaçla çalışan yaşam gücü enerjisidir.Reiki evrensel yaşam enerjisi, yaratıcı tarafından gönderilen pozitif yaşam enerjisidir. Dolayısıyla Reiki binlerce yıllık şifa ve ruhsal çalışmalara dayanan ve enerji aktarımı ile şifa vermeye dayalı bir tekniktir . Reiki kendi iç zekası ve kendi iç bilgeliği olan pozitif sevgi dolu, güçlü, etkili, sınırsız ve zamandan bağımsız bir enerjidir. Reiki aynı zamanda aydınlanma demektir. Dünyanın üzerinde ve çevresinde şifa niyeti ile faydalanabileceği sonsuz miktarda Ki enerjisi bulunmaktadır.Bu enerji evrensel akıl ve düşünce ile birleşince, en kuvvetli şifa enerjisine erişmiş oluruz; bu da Reiki'dir.Ki bedeni meydana getiren elektrik türünden bir enerjidir ve vücudun sağlık durumunu belirler.Ki yaşayan organizmadan ayrıldığında, can da gider. Ki ayrıca Yeryüzünün, gezegenlerin, yıldızların ve göklerin özündeki yaşam gücüdür ve bu enerjiye kaynak olmaları açısından da canlı bedenin Kİ'sini kaçınılmaz olarak etkiler. Canlı olan her şey Kİ'yi barındırır ve yayar, bu da auranın biyomanyetik enerjisidir .Reiki , Reiki uygulayan kişinin ellerinden rahatsızlığı olan kişiye gönderilen, iyileştirici ve şifa verici bir enerjidir. Güvenilir ve tehlikesiz olan Reiki , beden içerisinde var olan enerji akımını düzenler ve bu şekilde organların ve hormon bezlerinin düzenli çalışmasını sağlar. Bağışıklık sistemini geliştirerek, hastalıkları başladığı andan itibaren tedavi eder, bunu yanı sıra uygulanan kişide pozitif bir ruh hali oluşmasını sağlar.Fiziksel ve ruhsal acıları, stres ve gerginliği geçirerek tedavinin gerçekleşmesini sağlar.Kısaca Reiki , yaradan'dan gelen ve her yerde bulunan şifa verici yaşam enerjisini kişiye aktarılmasını sağlar.Reiki Yaratıcı tarafından bize gönderildiğine göre o herkesindir ve uyumlanan herkes Reiki'yi kullanabilir. Tüm insanlar eşittir, bu hak ve kabiliyet herkese doğuştan verilmiştir. Ama zaman içinde yaşadıklarımız korkular ve streslerle enerji alanlarımızın biri veya birkaçı kapanmış ve ya yetersiz çalışmaya başlamıştır. Bu nedenle uyumlanmak enerji kanallarımızdan Evrensel Yaşam Enerjisinin düzenli olarak çalışmasını sağlayacaktır. Uyumlanan kişi bu andan itibaren, Ki enerjisini yalnız kendi şifası için almamakta, Ki'nin kaynağına bağlanarak ve kablo gibi bir köprü olarak enerjiyi başka insanlara şifa vermek için de kullanır.




Reiki canlı bir bedenden geçerken özellikle bu enerjiye ihtiyaç duyan bölgelere şifa verir.İnsan vücudundaki tüm organlar birbiriyle bağlantılı olarak çalışır, bundan dolayıdır ki Reiki tüm vücuda verilmelidir. Son derece güvenli olan Reiki varlığını bile bilmediğimiz rahatsızlıkları bile tedavi edebilir. Reiki uygulayıcısı sadece bu güçlü enerjiye kanal olmuştur. Uygulayan kişiye uygulanan kişiden kötü enerji geçmesi mümkün değildir.Reiki bir din değildir ve herhangi bir dinle de alakalı değildir. Bu yaşam gücü enerjisi hayatın bizzat kaynağıdır.Reiki enerjisi evrenseldir ve akmasına izin verildiğinde akar. Akışta tıkanıklık varsa zihinsel, ruhsal ve fiziksel problemler baş gösterir. Reiki tek başına bir tedavi değil, tedaviyi tanımlayıcı bir yöntemdir. Alternatif tıp yöntemi değildir ve tıbbi müdahale yerine geçmez. Tıbbi tedavinin olumsuz yan etkilerini gidererek tedavinin olumlu sonuçlanmasına yardımcı olur. Hastalıklar fiziksel bedene gelmeden önce aura da başlar. İşte bu aşama Reiki hastalığın oluşumunu engeller. Enerji kanallarımızdaki tıkanıklıkları açarak stresi azaltır ve rahatlama sağlar, bu şekilde hastalıkların ortadan kalkmasına yardımcı olur ve iyileşmeyi hızlandırır. Reiki, yaşam boyu sizinle birlikte olacak, evrenin enerjisinden kendinizin ve çevrenizin yararlanmasını sağlayan, geçmişi asırlar öncesine dayanan bir şifa tekniği…akliniza takilan sorulari http://www.reikilink.com/resorular.htm burada bulabilirsiniz.


Reiki Batı’da sadece son yıllarda bilinen bir enerjidir. Bir milyon kadar insan tarafından uygulanmaktadır, bu dünyanın nüfusu ile karşılaştırıldığında çok az kalıyor.Reiki’yi bilimsel bir görüş noktasından açıklamak için önce bilimin bazı kavramlarını tartışmamız gerekiyor. Bilimsel onaylama bir çok şekilde ortaya çıkar. Bu, ‘gerçeğe dayanan’ bilimsel prensiplerin mantığına dayalı olarak bazı fenomenlerin mekaniklerinin mantıklı anlayışını vermek için popülerdir.Buna tipik örneğiniz ‘atomaltı madde’ ; ‘kutuplaşmamış’ ; ‘vorteks teorisi’ ; ‘ayna imajı’ vs. gibi terimleri kullanarak Reiki’nin ‘mantıklı’ açıklamasıdır. Bu iyi gibi görünüyor ve çok sayıda Reiki Uygulayıcısının sahip olduğu mantıklı açıklama için gerekli olan olası olarak en iyi teskin etme yoludur. Ancak, bir eksiklik vardır. Sadece fizik terminolojisinin kullanılması Reiki’nin bilimsel onaylanması değildir! Bu sadece fizikte kullanılan genel ( ancak çoğu zaman çelişik) terimlere dayanan mantıklı bir açıklamadır. (Daha sonra tartışacağımız gibi, gözlemlerimize dayanarak bu etiketleri Reiki’ye uygulayabiliriz.)Yüksek enerji fiziğinin tüm alanı yenidir ve öncüdür. Onu meslek dışından olan birine açıkladığınızda, genelleştirmek ve bilimsel terimler (kutuplaşmamış, atomaltı vs.) kullanmak tamamen uygundur, Reiki’nin klinik tezahürlerinin anlayışı için fikirsel bir çatı/iskelet tesis etmek için onları kullanıyoruz – Reiki’yi onaylamak için değil.Reiki, uyumsuzluk durumundaki enerji mavikopyalarına (örneğin – beden) bir harmonik olarak salıverilen ‘kutuplaşmamış’ atomaltı enerjidir. Reiki atomaltı dünyayı terk ettiğinde, kutuplaşmak (polarize olmak) zorundadır çünkü o fiziksel, tezahür etmiş dünyaya giriyor ve fiziksel dünyada zaman ile etkileşime giriyor. Reiki, yaradılış olarak bir harmonik olduğu için, kutuplaşacak ve bu enerji mavikopyasındaki herhangi bir uyumsuz frekansın ‘ayna imajını (resmini)’ oluşturacaktır, bu münasebetle normal uyumu ve iyi sağlığı yeniden kurar. Bu, sonra, bedenin doğal iyileşme işlemini hızlandırır.Bu tanımlamayı onaylamak ve açıklamak için klinik gözlemin bilimsel işlemini ve sonuçların mantıklı rasyonalizasyonunu kullanmamız gerekiyor. Günlük yaşamlarımızda kullandığımız şeylerin çoğu oradadır, çünkü bunlar sürekli çalışmaktalar, işe yaramaktalar. Eğer böyle olmasaydı, atılırlardı. Eğer yeni bir ilaç klinik olarak denenirse ve sabit olan iyi sonuçlar alınırsa (önemli yan etkiler olmadan) o kullanılır, çünkü gözlenen sonuçlar onu onaylamaktadır ! Bu ilaç çalışmayı bıraktığında veya kötü yan etkilerinin olduğu kanıtlandığında, ıskartaya çıkarılır ve artık geçerli olarak düşünülmez.Bunu anlamak çok önemlidir. Reiki’yi fantezi kartlarla veya bilimsel terimlerle onaylayamayız veya kanıtlayamayız. Bu şeyler çatıyı/iskeleti ve işleyişi açıklamak için mükemmeldir. Bu erken aşamada onaylama, kendi ilk – elden klinik deneyimimizden ve son yıllarda Reiki’yi günlük olarak kullanan binlerce Reiki uygulayıcısının deneyiminden gelir.





 a) Ellerdeki duyumlar



Bir Reiki tedavisi esnasında, uygulayıcı ve tedavi edilen kişi genellikle uygulayıcının ellerinde bir duyum gözlemler. En genel olan duyumlar şunlardır : sıcaklık, karıncalanma, serinlik veya elektriksel hisler. Sık olarak, çok hasta insanlarda, Reiki uygulayıcısının ellerindeki duyum çok güçlü sıcaklık olabilir, o noktada deri sanki yanacakmış gibi ısınabilir. Bazen hala sonuçlar elde edilmesine rağmen hiç bir şey hissedilmez.



Duyumun tedaviden tedaviye değişebileceğini not etmek önemlidir ve hasta tarafından ellerde hissedilen duyum, uygulayıcının hissettiği duyumdan çok farklı olabilir. Uygulayıcı ellerinde soğukluk hissederken, tedavi edilen hastanın ellerden ısı yayıldığını hissettiği durumları gözledik.

Bunun (uygulayıcı ve hastanın farklı duyumlar hissetmesinin) bir açıklaması şudur, Reiki’nin kendisinin hissedilir karakteristikleri yoktur. Hissedilen şey, bedenin Reiki akışına reaksiyonudur. Reiki uygulayıcının ellerinden ortaya çıkarken, ellerden geçerken ellerin yüzey dokuları ile reaksiyona girer. Sonra Reiki tedavi edilen kişinin yüzey dokuları ile etkileşir. Bu aşamada, Reiki enerjisi bedenimizin tezahür etmiş dünyasına girerken kutuplaşır ve dokulardaki his alıcılarına tesir ederek duyumların ortaya çıkmasına neden olur. Bu duyumlar bedenin sağlık durumuna göre ve o anda sizin hassaslığınıza göre değişir. Bu günden güne ve kişiden kişiye değişebilir. Bazı insanlar bedenleri ile daha çok temastadır ve duyumları daha çok hissederler. Uygulayıcı ve tedavi edilen kişi bedenlerinde farklı dengesizliklere sahiptir ve Reiki buna göre kutuplaşır. Bu nedenle, her kişi tarafından farklı duyumlar (veya duyum eksikliği) gözlenir.


b) Otomatik olarak devreye girer

Bu, Reiki fenomeninin en ilginç gözlemlerinden biridir. Bir Reiki uygulayıcısının elleri herhangi bir yaşayan organizmanın üzerine veya yakınına yerleştirildiğinde, Reiki otomatik olarak akmaya baslar. Uygulayıcının bilinçli çaba göstermesine gerek yoktur. Eğer Reiki uygulayıcısı uykuda ise ve elleri bir başka kişinin yarası vs. üzerine yerleşmişse Reiki uygulayıcı uykuda bile olsa akmaya başlar.

Açık olarak, yalnızca bu gözlemden, Reiki’nin akışının uygulayıcıya rağmen ve uygulayıcının inanç sisteminden bağımsız olarak aktive olduğunu görüyoruz. Reiki’yi nasıl vereceğinizi öğrenmek zorunda değilsiniz. Eğer Reiki’ye inisiye olduysanız, basitçe ellerinizi bedenin üzerine veya yakınına yerleştirirsiniz.

Bir diğer gözlem hafifçe buna tezat oluşturur. Uygulayıcılar ve hastalar, eğer Uygulayıcı ellerini bilinçli sevgi dolu bir niyet ile kasıtlı olarak yerleştirirse Reiki’nin daha güçlü aktığını gözlemişlerdir. Bu bir çabalama işlemi değildir. Bu basitçe, eğer siz bilinçli olarak hastaya yardım etmek isterseniz, tedavinin daha etkin olması için niyet ederek ellerinizi yerleştirmek anlamına gelir.


c) Talebe göre akış

Daha ileri gözlemler Reiki’nin akışının hastadaki uyumsuzluğun derecesine göre değişebileceğini gösteriyor. Örneğin, ciddi şekilde hasta olan veya duygusal olarak çok alt üst olmuş hastalarda, Reiki daha güçlü şekilde akar. Bundan dolayı Reiki hedef sistemdeki uyumsuzluğun derecesine bağlı olarak talebe göre akar.

Doğal uyumlayıcı olan enerji uyumsuzluğun derecesine göre bir yoğunlukta çekilecektir. Reiki akışı uygulayıcının beklentilerinden tamamen bağımsızdır. O kendi içsel yasalarına göre işler.

Bazı Reiki uygulayıcıları, beden üzerinde eller bir pozisyonda iken bir zaman periyodundan sonra Reiki’nin akışının görünür olarak kesildiğini gözlemlediler. Sonra, eller başka bir pozisyona getirildiğinde Reiki tekrar akmaya başlar. Görünen fikir şu ki, bir bölge ‘fiks edildiği/tamamlandığı’ zaman, bir sonraki bölgeye geçersiniz. Reiki beden boyunca gereksinim duyulduğu yere ilerlediği için, bu bir çelişki olarak görünür. Kaydedilen bir fenomen şu ki, yukarıda anlatılan fenomenden hiç bahsetmeyen Reiki Öğretmenleri tarafından eğitilen Reiki uygulayıcıları bunu deneyimlemezler. Onların ellerinden Reiki akmaya devam eder. Reiki uygulayıcısının ‘beklentisinin’ veya bilinçliliğinin Reiki’nin duyumunu hissetmeyi durdurmaya neden olduğu ortaya çıkıyor. Deneyler böyle uygulayıcılar Reiki akışının durduğunu hissettiğini söylediğinde, tedavi edilen kişinin akışı hala güçlü şekilde hissettiğini göstermiştir.



d) Reiki her iki elden de aynı miktarda akar

Reiki’nin akışı ve etkinliği her iki elde de aynıdır. ‘Alan’ veya ‘veren’ el yoktur. Eğer bir kişiyi bir saat süre için tek bir elle tedavi ederseniz, her iki elle yapacağınız tedavinin yarısı kadar miktarı alacaktır. Kalite değişmez. Ayrıca, bir eliniz ile bir kişiyi tedavi ederken diğer eliniz ile başka birini tedavi edebilirsiniz.

Ellerle ilgili kutupluluk üzerine kuralları takip etmeye gereksinim duyan bir çok ‘kutuplaşmış’ sistemler vardır. Örneğin, her iki elinizi hastanın üzerine koymak ; elleri çaprazlamamak ; bedenin doğru tarafını tedavi etmek, vs. Bu sistemlerle yanlış olan bir şey yoktur. Ancak, bunlar, sadece Reiki kullanırken gereksizdir. Eğer Reiki’yi diğer sistemler ile birleştiriyorsanız, o zaman diğer sistemin kurallarını takip etmek isteyebilirsiniz. Bu Reiki’nin etkinliğini etkilemez. O akmaya devam eder ve kurallara rağmen çalışır.


e) Reiki sona ermez/tükenmez

Reiki’nin en dramatik gözlemlerinden biri, Reiki’nin sona erdiğinin/tükendiğinin görülmemesidir. Reiki uygulayıcıları hasta insanları bütün gün tedavi etmeye devam edebildiklerini ve Reikinin güne başladıklarındaki kadar güçlü şekilde aktığını keşfetmişlerdir. Daha da ilerisi, uygulayıcının Reikiden bir ‘ikincil etki’ aldığı görülür, bu uygulayıcıların günü başladıklarından daha güçlü ve daha fazla canlılıkla bitirdikleri anlamına gelir.

Bu, Reiki’yi diğer şifa sistemlerinden ayıran bir gözlemdir. Bir çok sistem, hastalar üzerinde kullanmak için enerji kaynağı olarak bedenin fiziksel enerjisini (chi) kullanır. Bunun uygulayıcının fiziksel enerjisini çekme etkisi vardır. Tedavinin tüm etkinliği uygulayıcının canlılığına/yaşam gücüne bağlıdır. Bir gün içinde tedavi edilebilecek hasta sayısı uygulayıcının kendi fiziksel enerjisini ‘tekrar şarj etmesine’ bağlıdır.

Bir çok paramedikal (tıbba bağlı) şifa sistemini ‘enerji’ sistemlerinin bu geniş sınıflandırmasına sokmak için eğilim vardır. Akupunktur, tai chi, polarite (kutupluluk) terapisi, shiatsu, manyetik şifa, ve ‘spiritüel’ şifanın bazı şekilleri bu kategoriye rahatça uyabilir, çünkü bunların hepsinin bedende akan fiziksel enerjinin (chi, ki, prana vs) tahmin edilebilir kurallarını izlediği görülmektedir.

Reiki bu kategoriye girmez. O basitçe, geleneksel anlamdaki fiziksel ‘kutuplaşmış’ enerji olamaz, onun klinik olarak gösterdiği kendine özgü karakteristikleri nedeni ile.


f) Reiki akışı uygulayıcının sağlığından etkilenmez

Hasta bir insan genelde daha düşük fiziksel enerjiye sahiptir ve bundan dolayı, eğer kendi enerjisini kullanıyorsa başkalarını tedavi etmede daha az etkin olur. Klinik gözlemler göstermiştir ki, Reiki’ye doğru şekilde inisiye olmuş çok hasta, zayıf bir insan bile çok sağlıklı olan bir Reiki uygulayıcısı kadar güçlü ve etkili bir tedavi verebilir. Tekrar, bundan Reiki enerjisinin bedenin fiziksel enerjisinden gelmediği sonucuna varıyoruz.



g) Reiki hayvanlar ve bitkiler üzerinde çalışır

Hayvanlar Reiki’ye insanlardan daha hızlı yanıt vermeye eğilimlidir. Onlar genellikle daha dinamik enerji sistemine sahiptir ve onların iyilesme güçleri daha üstündür. Ayrıca onlarda daha az birikmiş stres, duygusal bloklar ve kendini – sabote etme eğilimi vardır. Ayrıca daha çok evcilleşmiş olan hayvanların, iyileşme hızlarının daha yavaş olduğu ortaya çıkıyor. Evcil hayvanlar sahiplerinin stresini ve duygusal özelliklerini kendi üzerlerine almaya eğilimlidir. Hayvan sahibi olanlarımız onların ne kadar çok bizim yansımamız olabileceğinin farkındalar. Asabi, gergin bir köpek gördüğünüzde uzun süren sonuçlar elde etmek için köpeğin sahibini Reiki ile tedavi etmeye gereksiniminiz olacağına hükmedebilirsiniz (veya yatıştırıcılarla!!)Bitkiler de Reiki’ye yanıt verir, çünkü onlar da canlı enerji alanlarıdır, dengeden çıkabilirler ve Reiki’nin uyumlayıcı ekilerine yanıt verirler.Reiki’nin hayvanlar ve bitkiler üzerinde çalışması gerçeği ile, Reiki’nin etkilerinin psikosomatik olduğu fikirlerine önem vermeyebiliriz.


h) Kişi kendini Reiki ile tedavi edebilir

Başkalarına yardım edebilen, ama kendilerine yardımcı olamayan bir çok şifacılar vardır, çünkü onların sistemi kendilerini tedavi etmeye çalıştıklarında etkin olarak çalışmaz. Çünkü Reiki uygulayıcının bedeninden bağımsız olarak işler, uygulayıcılar ellerini kendi bedenlerinin üzerine koyabilir ve Reiki’nin tüm yararlarından faydalanabilirler. Bu koruyucu tıp perspektifinden özel öneme sahiptir. Bir Reiki uygulayıcısının yaşamındaki en büyük lükslerden biri kendini – tedavi için harcadığı zamandır.


i) Herkes Reiki’ye inisiye olabilir

Doğru olarak uygulanan inisiyasyon sağlanınca, herkes ellerinde aktive edilen Reiki’ye sahip olabilir. Koma halindeki insanları, veya çocukları bile inisiye etmek mümkündür. İnisiyasyonları alınca, ellerinizde Reiki’ye yaşamınız boyunca sahip olursunuz.Ellerinde Reiki’ye doğal olarak sahip olan hiç kimse ortaya çıkmamıştır. Reiki’yi ilk alan kişinin kim olduğu ve onu nasıl elde ettiği sorusu ortaya çıkıyor. Yanıtı asla bilemeyiz çünkü yanıt zaman içinde kaybolmuştur. Herhangi birinin Reiki’nin ellerinde tezahür edebildiği bir noktaya kadar tekamül etmiş olabileceği olasılığına açığız. (Yazar herhalde Usui’den öncesini kastediyor, çünkü Reiki Usui’den önce vardı). Bu olası olarak bir ömür süren kişisel gelişimi kapsamıştır. Bir Reiki Öğretmeni tarafından bir hafta sonunda inisiye edilmekten çok daha az pratik ve daha yavaş olsa gerek.


j) Reiki bir inanç sistemi, din veya kült değildir.

Reiki tüm inançlardan insanlar tarafından uygulanır. Hristiyanlar, Müslümanlar, Museviler, ateistler ve agnostikler (Allah/hakikatin bilinemeyeceğine inanan), hepsi Reiki’nin yararlarını alabilirler, çünkü Reiki herhangi özel bir dine veya felsefeye bağlı değildir. Bir kez ona sahip olduğunuzda, ona ömür boyu sahip olursunuz ve onu uygun gördüğünüz herhangi bir şekilde kullanabilirsiniz. Herhangi bir gruba veya kuruluşa girmeye gereksiniminiz yoktur. İsterseniz bilgi almak ve aynı ilgi alanlarına sahip insanlarla tanışmak için bir kuruluşa girmeyi seçebilirsiniz.Reiki’de gurular yoktur, ancak bir kaç kişi kendilerini bu şekilde görebilir. Reiki Öğretmenleri insanları inisiye etmeyi öğrenmiş olan normal insan varlıklardır. Normal insani özelliklere, güçlere ve zayıflıklara sahiptir. Kendimizi “üstatlığı öğrenenler” olarak düşünmeyi severiz.


k) Reiki’nin zararlı yan etkileri yoktur

Batıda Reiki Öğretmenleri etkin olarak uygulayıcıları inisiye etmeye başladıklarından beri, Reiki’nin negatif etkileri bildirilmemiştir.İlk başta, insanların negatif etkiler olarak gözleyecekleri çok sayıda durum vardır. Bedenin fizyolojik şifa sürecini anlamayan insanlar deneyimledikleri şeyi yanlış yorumlayabilirler. Beden bir şifa işlemi altında iken, bazı rahatsızlıklara neden olan kısa süreli etkiler olabilir. Örneğin, artriti olan bir kişinin ilk bir kaç Reiki tedavisinden sonra ağrısı artabilir. Reiki yıllar boyunca zayıf kan dolaşımı olan eklemlere kanın dolaşımını artırır. Dolaşımdaki ani artış başlangıçta acı verici olabilir. Nıhai sonuçlar mükemmel olur!Çok miktarda birikmiş stres veya duygusal bloklara sahip olan insanlar tedavi ile bedenleri Reiki’nin etkilerini işlemeye başlayınca, başlangıçta her şeyin karışmış olduğunu bulabilirler. Kanser hastaları çoğu zaman ilk bir kaç tedavide tümör alanındaki ağrının arttığını deneyimlerler.


l) Reiki tüm diğer sistemlerin tamamlayıcısıdır.

Reiki’nin kullanımının uygun olmadığı gösterilmemiştir. Reiki kendi başına veya herhangi diğer terapi ile birleşik olarak kullanılabilir. Sağlık sorunlarınızın çok ciddi olduğu, mevcut olan her şeyden yararlanmaya gereksinim duyduğunuz zamanlar vardır. Örneğin, Reiki kesiklerin, çok büyük olanların bile hızlı iyileşmesini sağlamakta çok parlaktır.Ancak, eğer bir organınız kesildiyse, ameliyat olmanız gerekir. Hala bedeninize mümkün olduğu kadar çok Reiki verebilirsiniz, çünkü ameliyattan sonra iyileşme sürecinde dramatik olarak yardımcı olur ve yara ve ağrı miktarını azaltır.Kanser gibi ciddi hastalıkların hala tedavi edilmesine ve tıbbi uzmanlar tarafından takip edilmesine gereksinim vardır. Ancak her durumda, Reiki bedenin toplam canlılığını ve bedenin iyileşme yeteneğini artırır. Reiki ayrıca kemoterapi ve radyasyon gibi tedavinin yan etkilerini azaltır ve iyileşme potansiyelinizi maksimize eder. Bununla beraber, her Reiki tedavisinde hastalığın altında yatan nedeni uyumlamak üzerine çalışırsınız.


m) Reiki daima kök neden seviyesinde işler

Reiki’nin genel bir gözlemi çok önemli dallanıp budaklanmalardır. Reiki ve Reiki uygulayıcıları tarafından tedavi edilen insanlar, eğer bir uygulayıcının elleri bir hastanın üzerinde özel bir pozisyonda ise örneğin başta ise, tedavi edilen kişi bazen Reiki’nin bedenin tamamen farklı bir bölgesini etkilediğini hissettiğini tekrar tekrar kaydetmişlerdir. En güçlü hissi deneyimledikleri bölge bedenin daha büyük uyumsuzluğuna sahip olan bölgesidir. Örneğin, kişinin böbrekleri hastadır ve eller bedenin başka bir bölgesinde olsa bile Reiki’yi en güçlü olarak burada hisseder.Bu önemli gözlem Reiki’nin kendi doğası ile, daima en büyük uyumsuzluğun olduğu alana gitmeye eğilim gösteren bir harmonik olduğu teorisini onaylar. Hala lokal bir etki vardır, çünkü Reiki ellerin altındaki beden bölgesinden geçer.Bu Reiki ile sonuçlardaki görünür çeşitliliği açıklamaya yardım eder. Bazı uygulayıcılar, eski bir futbolcunun artritli dizi tedavi edilirken üç ile beş tedavide önemli gelişmeler olacağını umarlar. Artritli bir dizi tedavi ettikleri bir seferinde bunun daha uzun süreceği görülür. Diz iyileşmeye devam ediyordur, ancak çok daha fazla tedaviye gereksinimi vardır. Bunun olası bir açıklaması futbolcunun bilinmeyen başka bir ciddi sorunu olmasıdır, örneğin zayıf bir kalp, Reiki öncelikli olarak o bölgeye gider. Hem uygulayıcı hem de tedavi edilen kişi dizin ne zaman iyi olacağını bilmez, ama kalp bilir !Bir hastalığın belirtilerini deneyimlemeye başladığımız zaman, çoğu kez bize bir şey olduğu düşüncesinin tuzağına düşeriz. Çoğu hastalıkta bu gerçekten çok uzaktır. Sorun en sonunda bir belirti olarak tezahür etmeden önce yıllardır vardır. Bir kalp sorunu sonunda belirtiler verinceye kadar adım adım gelişerek yıllardır oradadır. Fizikçiler bize enerjinin mevcut olduğunu ve önce enerjinin hareket ettiğini, maddenin bunu izlediğini anlatır. Önce bedenin enerji sistemlerinde bir karışıklık olur. Bu ‘hastalık’ olan fiziksel değişiklikler getirmeye başlar.Bedenimiz baştanbaşa titreşimin değişik seviyelerindeki enerjiden oluşur. En düşük titreşimler kemikleri oluşturur. Daha yüksek titreşimler kasların, organların ve kanın spektrumundan geçer, enerji sistemimizi oluşturan daha da yüksek titreşimlere kadar ulaşırız. (chi, prana, ki vs.)Enerji sisteminde bir çok şey uyumsuzluğa neden olabilir. Duygusal karışıklıklar ve travmalar, zihinsel anormallikler, çevresel etkiler, travma, diyet, yaralanmalar vs, bunların hepsi uyumsuzluğa neden olur. Enerji sistemi uyumsuzluğa itildiğinde, beden/zihinde değişimler tezahür ettirmeye başlar. Bu değişiklikler sonunda hastalığa götürür.Ortalama hastalık süreci hastalığa müsait olma faktörlerinin birikmesi ile gelişir. Hastalık için nadiren tek bir neden vardır. Hastalık genellikle bir çok farklı faktörün heterojen bir karışımıdır.Teşhis için bir doktora gittiğimizde, teşhisin sadece bir etiket olduğunu hatırlamamız gerekir. Etiketler – mide ülseri, hepatit, nefrit, fibrosit, vs hastalığın nedeninin açıklaması değildir. Bunlar değişik nedenlerin nıhai sonuçlarının tanımıdır. Nasıl tedavi edileceğimiz sizi tedavi edecek olan doktorun eğitimine bağlıdır. O uzmanlık alanına göre odaklanmak için bir “neden”e karar verir.Kullanmayı sevdiğimiz bir metafor, buzdağıdır. Bir buzdağının en büyük kısmının suyun altında yüzdüğünü biliriz. Suyun üstüne çıkan ucu aşağıda ne kadar yattığının iyi bir göstergesi değildir. Belirti buzdağının ucuna benzer ; hastalığın nedenleri saklı olan buzdağının ana gövdesidir. İki insan aynı “tip” belirtiye sahip olabilir ve çok fazla sayıda manzaraya ve çok sayıda nedene olabilirler. Bu nedenle aynı belirtilere sahip iki insanın iyileşme sürelerinin çok farklı olmasının nedeni budur.İki insan mide ülserinden rahatsız olabilir. Birisi basitçe kültürel çevre değişiminden ülser olabilir. Tayland’a gidebilir ve midesinin alışmadığı aşırı miktarda sıcak, baharatlı Tayland yemekleri yiyebilir. Tedavi basit olacaktır ve sonuç hızlı olacaktır, özellikle o kişi midesi alışana kadar baharatlı yemekleri azaltırsa.Mide ülseri olan diğer hasta bir kaç yıl önce boşanmış olabilir ve iki yıldır bekar olarak yaşıyor olabilir, yemekleri kendi pişiriyordur, para hakkında ve boşanma ile ilgili üzülüyordur ve ayrıca sırtını incitmiş olabilir. Burada mide ülserine katkısı olabilecek değişik faktörlere sahibiz. Üzüntünün mideye giden vagus sinirini canlandırdığı bilinir ve bu midede aşırı asit salgılanmasına neden olur. Sırt problemi mideye giden sempatik siniri etkileyebilir ve mideye giden sinirde dengesizliğe katkıda bulunur, tekrar aşırı asit salgılanması ile sonuçlanır. Bu faktörlere ilave olarak diyet bir sorundur. Tüm bunlar bu hastanın buzdağının daha büyük olduğu anlamına gelir ve mide ülseri nedenlerin birikmesinden dolayı daha uzun sürede iyileşecektir.Bu vakaların herbirinde, hasta farklı uzmanlardan çok iyi tedavi alabilir ; bir şiropraktör bir diyetisyen veya stres yönetimi için psikolog. Olası olarak her biri bir sonuç elde eder, çünkü bedene yapılan herhangi uygun bir faydalı şey belirtinin azalması ile sonuçlanır. Sorun şu ki, çok sık olarak ‘buzdağının’ tüm gövdesine hitap edilmez ve belirti sonunda geri döner veya benzer başka bir belirti olarak tezahür eder, çünkü tüm nedenler ile uğraşılmamıştır.Bir teşhis genellikle sadece bir etikettir. Çeşitli nedenlerin nıhai sonucunun bir tanımı. Hastalığın nedeninin açıklaması değil.Reiki ile ilgili en mükemmel şey onun özel olarak belirtiyi tedavi etmemesidir. Çünkü Reiki uyumlayıcı bir enerjidir, o bedenin tüm kompleksini tedavi eder. Reiki bedene akarken ve bedenle etkileşirken, sistematik olarak buzdağının tüm gövdesini uyumlamaya başlar. Mide Reiki tedavileri ile sonunda temizlendiğinde, sorunun gittiği anlamına gelir, çünkü altta yatan nedenler uyumlanmıştır ve sadece belirtiler giderilmemiştir veya maskelenmemiştir. (asit gidericilerin yaptığı gibi)Spor yaralanmaları gibi görünürde basit şeyler ile bile, çoğu zaman yüksek stres seviyesi veya deşarj olma gibi hastalığa müsait altta yatan nedenler buluruz. Eğer beden fazla stresli ise veya deşarj olmuşsa daha kolay incineceği belirlenmiştir. Reiki yarayı tedavi ettiğinde, o ayrıca stresi de tedavi eder ve böylece canlılığı güçlendirir.Her hastalık uyumsuz frekansların özel bir kombinasyonu olarak görülebilir. Reiki’nin bedende hasta/bozulmuş frekansların harmoniği veya ayna imajı (ayna resmi) olarak kutuplaştığı görülüyor. Bu, homeopati çalışması gibi frekans terapilerinin çalıştığı aynı yolla uyumsuzluğu etkin şekilde nötralize etmeye eğilim gösterir. Fark şu ki, homeopatide uygulayıcı uyumsuzluğu teşhis etmek zorundadır ve onu uyumlayacak uygun frekansı (ilaç) seçmek zorundadır. Reiki’nin teşhise gereksinimi yoktur, çünkü o kendi harmoniklerinin yasalarını izler ve çoğunluğu olan uyumsuzluğun frekanslarına çekilir. Basitçe söylersek – kimsenin teşhis yapmaya gereksinimi yoktur, çünkü Reiki bunu kendi yapar.


n) Reiki ile teşhis yapmaya gereksinim yoktur

Reiki ile tedavi için teşhis yapmaya gereksinim duyuyorsanız, bir hafta sonu seminerinde bir uygulayıcı olamazsınız. En azından dört – yıllık bir kursa ihtiyacınız olacaktır. Reiki uygulayıcılarının çoğunluğu teşhis için eğitilmeyen meslek dışı insanlardır. Reiki kişiyi tedavi etmek için etkin olarak nereye gideceğini bilir. Reiki’yi nereye yönlendireceğinizi bilmek zorunda değilken, neyin yanlış olduğunu bilmeye gereksiniminiz yoktur. Eğer tedavi edilecek kişi belirtileri için bir ‘etiket’ isterse, bir doktora gitmelidir. Bununla birlikte, Reiki uygulayıcısı kişiye sağlığını ve canlılığını tekrar kazanması için etkin şekilde yardım edebilir – holistik olarak.Kriz tedavisi haricinde, bir Reiki uygulayıcısı her sorun için aynı holistik Reiki tedavisini sağlar. Çünkü bu Reiki uygulayıcısının ellerini nereye koyacağını bilmesi için bir ‘etikete’ gereksinimi yoktur.Bazı Reiki uygulayıcıları, sürekli kullanım ile, Reiki’nin onların sezgilerini geliştirdiğini kaydetmişlerdir. Bu sezgi tedavi esnasında hasta ile münasebeti güçlendirir ve uygulayıcının çoğu zaman tedavi olan kişide neyin yanlış gittiğinin ‘farkında’ olmasına yardımcı olur. Reiki ile sezgiyi geliştirmeye cesaretlendirmekte mutlu iken, Reiki’yi bir teşhis aracı olarak kullanmaktan bahsetmiyoruz. Böyle bir uygulama çok özneldir ve yanlış teşhis ve yorum tehlikesi vardır.Tedavi esnasında eğer, bir Reiki uygulayıcısı görünür ciddi bir sorunu sezerse, o kişiye iyi bir check – up yaptırmasını önermesi uygundur, çünkü - örneğin akciğerlerde – bir enerji dengesizliği olabilir. Hastaya akciğer kanseri olduğunu söylemek tamamen etik dışı, sorumsuzluk ve bazı ülkelerde yasa dışıdır !


o) Reiki stresi azaltır

İnsanlar Reiki alırken biyogeribesleme ekipmanına bağlanmışlar, alfa durumuna girdikleri görülmüştür (beyin dalgaları). Bu bedenin birikmiş stres seviyesini azalttığı bilinen ışık meditasyonunun bir şeklidir. Klinik olarak, insanlar bedenin önemli derecede gevşediğini ve iyi – olma hislerinde (stres giderimi ile birleşik) hızlı bir artış olduğunu bildirmişlerdir.Stresin hastalığın etiolojisine (hastalığın nedenini anlama bilimi) büyük katkısı olan bir faktör olduğu iyi bir şekilde dökümante edilmiştir. Stresi etkin olarak azaltan herhangi bir sistemin toplam fiziksel ve zihinsel iyi – olmaya kısa – vadeli ve uzun – vadeli etkisi olacaktır. Bu Reikiyi düzenli olarak kullanmak için başka bir nedendir. Stresten – mazlum bir toplumda yaşıyoruz. Stres seviyemizi aşağıda tutarak, Reiki yaşamdan zevk almamıza dramatik olarak katkıda bulunur.



Bilimsel hipotezler



Atomaltı dünya içinde bilim adamları enerji kuvvetlerinin sınırsız, ‘kutuplaşmamış’ (enerjiler bir frekansa sahip değildir, çünkü onlar üzerinde etkili olacak zaman faktörü yoktur) olduğunun farkındadırlar, bu enerjiler her şeyle karşılıklı bağlanarak atomaltı dünyanın genel ‘uyumlayıcıları’ olarak davranırlar ve bu az bilinen dünyanın dengesini ve uyumunu sürdürürler.


Bu ‘evrensel yaşam enerjisi’ muhtemelen Reiki olarak bilinen fenomenin en iyi tanımıdır. Reiki inisiyasyonu işleminin çalışmalarının ileri bilgisi bu hipotezi desteklemeye eğilimlidir.

Reiki Öğretmenleri bu enerjiyi tezahür etmiş dünyaya salıvermek için gereken değişiklikleri getirmek için enerji silsilesi ve modelleri kullanır. Bu atomaltı enerji Reiki’yi karakterize eden yukarıdaki kriterlerin tümüne uyar. Atomaltı dünyada ‘Evrensel Yaşam Enerjisi’nin başlıca fonksiyonlarından biri uyumlamaktır/harmonize etmektir. Eğer bu ‘kutuplaşmamış’ atomaltı enerji tezahür etmiş dünyaya salınırsa (zaman ile etkileşerek) anında kutuplaşır (ısı, karıncalanma vs). Bu kutuplaşma hedeflenen enerji alanının uyumlanması ile sonuçlanır. (İnsan, hayvan, bitki vs). Bunu yapmak için Reiki, enerji alanında uyumsuzluğun (hastalık) ayna imajını (resmini) oluşturur. Enerji alanının uyumlanması otomatik olarak doğal iyileşme sürecini hızlandırır.

‘Evrensel yaşam enerjisi’ terimi aldatıcı olabilir, çünkü bir çok ‘yeni çağ’ terapileri bu ismi hazır olarak algılanamayan her enerji gücüne atfederler. Böyle durumların çoğunda, klinik tezahürler normal kutuplaşmış enerjinin yüksek frekanslı seviyeleri ile iş gördüğünü belirtir.


Sonuçlar

Bu klinik gözlemlere dayanarak, bunların toplam olarak, Reiki olarak bilinen fenomenin farklı özellikleri olduğunu varsayabiliriz. Olası olarak, tüm bu özellikleri paylaşan herhangi bir sistem haklı olarak tanımlama için kendini Reiki olarak adlandırabilir.

Klinik gözlemler ‘Reiki’ye sahip olan herhangi birinin (yukarıda tanımlanan özellikleri karşılayan) Reiki Öğretmenleri tarafından öğretildiği şekilde uygulama yaparlarsa klinik uygulamada elle tutulur sabit sonuçlar elde edeceğini göstermiştir. Bu klinik sonuçlar Reiki’nin en önemli onaylanmasıdır.





İnsan Vücudu Nedir?



kaynak : http://www.bioenerji.org/ murat soyer 



Bioenerji ilmi açısından insan vücudu bir bütündür. Bu bütünlük dolayısıyla herhangi bir organ veya sistemdeki ritim bozukluğu tüm vücudu rahatsız eder. Bu anlayışla bioenerji ilmi, vücudun tamamının yeniden ayar edilmesini hedef kabul etmiştir. Bioenerji tıbbı asla bölgesel (mevzi) tedaviyle meşgul olmaz. Daima vücudun tamamını tedavi eder, zira ; bioenerji ilmine göre bölgesel (mevzi) tedaviyle meşgul olan hekim tuzağa düşmüş sayılır. Vücudun sağlığı ancak bütünlük içinde mümkün olur.


İnsan vücudu, birbirinden ayrı kabul edilmesi mümkün olmayan iki kısımdan meydana gelmiştir: "Düşünce Bedeni" ve "Fiziki Beden". Bu iki beden çok karmaşık bir şekilde tamamen iç içe girmiş durumdadır. İnsanın her iki bedeni birbiriyle devamlı etkileşim durumundadır. Ancak; "Hangisi diğeri üzerinde komuta kullanmaktadır?" diye sorulursa cevabı çok kesindir; kesinlikle düşünce bedenimiz, fiziki bedenimize amirdir. Bioenerji ilmine göre, sadece fiziki bedenin onarılmasıyla insanın tedavi edilmiş sayılması kabul edilemez.

Şimdi bedenin bu iki kısmını kısaca açıklamaya çalışalım:

Düşünce Bedeni: Düşünce bedeni kişinin kendine göre olan kanunları, kabulleri, istekleri, korkuları, tabuları, hevesleri, hasretleri, alışkanlıkları, evham ve tedirginlikleri, sevinç, güven ve mutluluklarından oluşan psikolojik bir yapıdır. Çok değişkenlidir. En kısa zaman dilimi içerisinde bile şekilden şekle, bir renkten diğer bir renge, karanlıktan aydınlığa geçebilmesi kolaylıkla mümkündür. Düşünce bedenine KİŞİLİK (şahsiyet) de diyebiliriz.

Fiziki Beden: Fiziki beden bir mineraller topluluğudur. Yüzde yetmişi sudan oluşmaktadır. Kendi yaratılış programına tabi, otomatik sistem ayarları, çok hassas sigorta unsurları, koruma sistemleri, refleksleri, toleransları olan muhteşem bir yapıdır. Ucu bucağı olmayan, sonsuz olduğu zannedilen kainat, dürülüp insan bedeninde gizlenmiştir. Başka bir ifadeyle; İnsan ; Kainatın Küçültülmüş Bir Modelidir.

Kişiden, kişilikten bağımsız olarak hiç durmadan işleyen, çok karmaşık, kompleks, kendisi tedbir alma yeteneğine sahip, rezerv tutma bilincine malik, akıl almaz bir sistemler topluluğudur. Görünüşte kaslar, kemikler, sinirler, damarlar vs..den teşekkül etmiştir. Fakat asla bunlardan ibaret değildir.

Bugün bilim dünyasının insan vücudunu ne derece tanıdığını, ne kadar bir isabetle kavradığını itiraf etmek gerekirse; dürüstçe ve bilim adamı terbiyesiyle söylemek mecburiyetindeyiz ki; "ancak kainatı tanıdığımız ölçüde". İşte bu kavrayış, gerçek bilim adamlarına araştırma şevki vermekte, çok ölçülü konuşma inceliğini kazandırmakta ve insana karşı hürmet ve hayranlıklarını en yüksek seviyeye çıkartmaktadır.

Kişi (kişilik), fiziki bedenin (taşıyıcı beden) içinde hayat yolculuğu yapmasına izin verilen bir şahıstır. Yüce tanrı kişiye fiziki bir beden bahşederek dünyaya göndermiş ve O’ na insanlık yolunu fark ederek bu yolda yürüyüşe başlamak ve böylece şeref kazanabilmek fırsatını tanımıştır. Kişinin, içinde yol aldığı bedenini kendisi olarak kabul etmesi (“ işte bu benim “ demesi) bir yanılgıdan ibarettir. “ Benim “ diyebileceği şey sadece düşünce bedeni yani kişiliğidir. Fiziki beden o kadar insanın kendisi değildir ki ; dikkat edilirse insan bir yiyeceği ancak çiğneyip yutuyor. Ondan sonra yutulan şeye ne yapıldığını bilmiyor, yani bu işlemlerin kumandası kendi elinde değildir. Yuttuktan sonrasını artık fiziki beden biliyor ve idare ediyor. Keza kişi, kalbinin çarpmasını, kanın büyük bir hızla dolaşmasını, karaciğerinin faaliyetlerini, salgı bezlerinin işlevlerini, tırnağının uzamasını, ağzında tükürük sıvısının üretildiğini, böbreklerinin görevini, göz kapaklarının otomatik olarak açılıp-kapanmasını, nasıl uykusu gelip nasıl uyandığını, bir şeyi tutarken parmaklarının kaç aşamalı bir hareketle o cismi kavradığını, ağzından çıkan sesin üretimini, akciğerlerinin devamlı hareketini... bunların hiçbirini bilinçli olarak komuta edemiyor, etmiyor. Çünkü bunları fiziki beden kendi kanunlarına göre otomatik olarak yapıyor. İşte bu anlamda kişinin kendisine lütfedilmiş olan fiziki bedene çok yüksek bir bilinçle büyük bir hürmet göstermesi gerekir. Bu hürmeti idrak edebilmek, yüksek ilimlerdendir. 




Reiki Prensipleri


Reiki prensipleriBir çok hastalığın ruhani ilacıSadece bu gün kızma ve kaygılanmaŞükran dolu ol ve alçakgönüllü davranİşini özenle yapVar olan her şeye karşı nazik ve sevecen ol.Sabah ve akşam ellerin dua pozisyonundayken yukarıdaki kelimeleri tekrar et ve Reikinin senin ruhuna ve bedenine şifa getirmesi için dua et.-- Mikao Usui --




Çakralar 



Çakralar insan bedeninde bulunan yaşamsal enerjiyi tüm vücuda dağıtan enerji merkezleridir.


Çakralar şu şekilde çalışır: Bedenimizdeki enerji dikey olarak hareket eder ve omurga boyunca yukarıdan aşağıya omurilikte dolaşır. Başta ve kuyruk sokumunun en ucunda söner. çakranın kalbi işte bu omurilikten beslenir ve daha sonra bu enerjiyi yönetimi altındaki vücudun diğer bölümlerine dağıtır.

Çakralar canlıların bedeninde bulunan enerji odaklarıdır ve 7 temel çakra vardır. Bunlar vücudumuzun ön tarafında, orta kısımda aşağıdan yukarıya doğru sıralanmışlardır. Ayrıca 40 kadar ikincil çakra vardır. Bunların çoğu dalak, ense, avuç içi ve ayak tabanlarında bulunur. Bunlar da önemli işlevlere sahiptirler.

Canlıların beden, zihin ve ruhlarının uyum içinde çalışabilmeleri için çakraların da birbirleriyle uyumlu ve belli bir denge içinde olmaları gerekir. İşte Reiki özel pozisyonlar yardımıyla çakraların dengelenmesini sağlar.
kaynaklar : 












REİKİ UYGULAMA TEKNİĞİ



KENDİMİZE UYGULAMA

Reiki’nin temelinde kişinin kendine düzenli olarak yaptığı uygulama büyük önem taşımaktadır. Herhangi bir hastalık ya da rahatsızlığımız olsun ya da olmasın, düzenli uygulama bedenimize gerekli enerjinin sürekli olarak üst düzeyde tutulmasını, yorgunluklarımızın giderilmesini, uykunun düzenlenmesini ve sağlığımızın mükemmel düzeyde korunmasını sağlayacaktır. Düzenli uygulama fizik sağlığın yanısıra iç huzuru, çevreye uyum, tolerans ve stresten arınmayı da getirir. İç barışımızı, yaratıcılığımızı, sağduyumuzu, doğru karar verme yetimizi, zihin berraklığını ve sevgiyi arttırır.


İlk uygulamalar :

1. Derece inisiyasyonu sonrası hemen başlayacağımız 21 günlük bir arınma süresi boyunca aksatılmadan hergün tercihen yaklaşık aynı saatlerde kendimize Reiki uygulamak gerekir. Bu sürede vücudumuz, biriktirmiş olduğu çeşitli toksinleri atarak enerjinin saf halde kullanılmasına zemin hazırlayacaktır.

İnisiyasyon sonrası ilk bir kaç gün içinde kendimizi sanki daha kötüymüşüz gibi hissetmemiz, sebepsiz moral bozukluğu yaşamamız çoğunlukla beklenebilir. Ayrıca mevcut bazı hastalık ve kronik rahatsızlıklarımızın bize verdiği sıkıntının arttığını da gözleyebiliriz. Ancak bu etkiler son derece normaldir ve Reiki’nin üstümüzde çalışmaya başladığının göstergesidir. Bu etkiler birkaç gün içinde geçer ve kendimizi süratle çok daha iyi hissetmeye başlarız. Bu etkilerin görülmemiş olması, Reiki’nin işe yaramadığı anlamına gelmez, aksine, bedenimizin bu yeni enerji akışına çok çabuk uyum sağladığını gösterir.

Bu 21 günlük ilk arınma döneminde bedenimizin dışa açılan her gözeneğinden sürekli bir toksin atışı gerçekleşir:

- Aşırı terleme

- Dışkı düzeninin bozulması, renginin değişmesi

- Sık aralıklarla ve bol idrar yapma, renk değişikliği

- Geğirme, yellenme

- Öksürme, balgam çıkarma, tükürük birikmesi

- Gerinme, esneme ihtiyacı, esnemeyle gelen gözyaşı...

Bunların hepsini ya da sadece birkaçını yaşayabileceğimiz gibi, önce de söylediğimiz gibi belki de hiç biriyle karşılaşmayacağız. Ancak görülmesi normal olan bu etkiler birkaç gün içinde başlar ve azalarak genelde bir hafta içinde normale döner. Bu noktada en önemli şey Reiki vermeyi aksatmamaktır.



Dikkat edilecek noktalar:

İnisiyasyondan birkaç gün öncesinden başlayarak, tüm 21 günlük arınma süresi boyunca alkol alınmaması, aşırı yağlı, baharatlı yemeklerden ve kırmızı etten kaçınılması, çay, kahve, şeker, sigara tüketiminde mümkün olduğunca azaltmaya gidilmesi, aşırı stres ortamından mümkün olduğunca uzak durulması Reiki'nin çok çabuk etkisini göstermesi açısından gereklidir. Reiki uygulamasını gerek kendimize gerekse başkasına yapacağımız zaman kendimizin ve uygulayacağımız kişinin son 24 saat içinde alkol almamış olmasına dikkat etmeliyiz. Alkol enerji kanallarını olumsuz etkiler, Reiki’yi işlevsiz bırakır.

Arınma süresi sonrası normal yaşantımızda, sıraladığımız bu zararlı unsurların olumsuz etkileri de aşırıya kaçılmadığı sürece bir ölçüde Reiki sayesinde kontrol altında tutulabilecektir.

Uygulamaya hazırlık:

Her Reiki uygulaması öncesi ve sonrası ellerin akan su ve sabunla yıkanması gerekir. Bunun yapılma imkanı olmayan durumlarda uygulama öncesi ve sonrası avuçların 15-20 kez kuvvetlice birbirine sürtülmesi önerilir.

Reiki uygulaması sırasında hem kendimizin hem de uygulayacağımız kişinin üzerindeki metallerin çıkarılması gerekir.

Uygulama sırasında kol, el, bacak ve ayakların üst üste gelecek şekilde çaprazlanmaması, yani kolların kavuşturulmaması, bacak bacak üstüne atılmaması gerekir.



Bir hatırlatma:

Reiki uygulamalarında yanlış yapma ya da kendimize veya başkasına zarar verme ihtimali yoktur. Evrenin yaşam enerjisi kendi içinde, varlığı hissedilen bir bilgeliğe sahiptir; İlk aşamada tamamen mekanik ve kendi kendine çalışır: Reiki enerjisini almak niyetimiz olmasa bile ellerimizi doğru pozisyonlara yerleştirdiğimizde bizim bilinçli olarak yönlendirmemize gerek kalmadan bedenimiz, ihtiyacı olan enerjiyi kendiliğinden çeker.

En ideal konum, sessiz ve rahat bir ortamda oturarak Reiki’ye konsantre olup bedenimizi hissederek Reiki uygulamaktır. Ancak Reiki’yi televizyon seyrederken, yatarken, başkalarıyla sohbet ederken, yolculuk sırasında araçta otururken, sinemada, maçta… kısacası her ortamda uygulayabiliriz ve her şartta işlevini yerine getirir.

Reiki uygulayıcıları ve onların hastalarının yaptığı gözlemleri listelediğimizde, Reiki ile ilgili bize çok şey anlatacak olan klinik bir resim inşa etmeye başlarız.




Çakralar


Çakra, Sanskritçe’de tekerlek anlamına gelir, ateş çarkı da denir. Bedenimizin içerisinde çakralar olarak bilinen yedi temel enerji merkezi hormonal salgı bezlerinin ve büyük sinir ağlarının üzerinde ya da çok yakınında olup belirli noktalarda omurgayla kesişirler.
Kadim metinlerde “Yedi Mühür” ya da “Yedi Kutsal Salgı Bezi” olarak bilinir. Yoga asanalar ve nefes teknikleri ile çakraları harekete geçirir. Çakraları açmak ve enerji akışını artırmak demek o kadar sağlıklı olmak demektir. Sistemdeki bir hastalık, enerjideki dengesizlik ya da enerji akışının engellenmesinden kaynaklanır. Ancak çaba göstermeksizin ve olgunlaşmadan açık kalmaya psikolojik olarak hazır değiliz. Onun için öncelikle kendimizle uğraşalım diyoruz.
Her çakra, varlığımızın-büyüme ve sağlığı da kapsayan-çeşitli fonksiyonlarını kontrol eden hormonal sistemdeki bir salgı bezi ile bağlantılıdır. Bu salgı bezlerinin fonksiyonlarındaki ağırlaşma; hayata bakışımız, ruh halleri, davranışlar ve mücadele yeteneğimiz üzerinde etkiler meydana getirecektir. Salgı bezlerinin durumuna bağlı olarak;sıkıntılı. öfkeli, korkulu, kötümser ya da mutlu, huzurlu, güvenli ve iyimser hale gelebiliriz. Salgı bezleri beyine ve buradan da varlığımızın duygusal, zihinsel ve spiritüel yönlerine bağlıdır. Bu çakraların fiziksel bedenimizde bulundukları yerlerdeki kısımları, kendileri ile ilişkili olan (duygusal-zihinsel) hallere bağlayan iletkenler gibidir.
Hasta olmak suç değildir, hastalanmak, hayat deneyiminin bir parçasıdır ve herkes bu deneyimden farkında olarak ya da olmayarak geçer.
Zihninizi, bedeninizi ve ruhunuzu iyileştirmede etkin ve olumlu bir rol oynayabilirsiniz.
Çakraların içerdikleri yetenekleri hayatımızda kullanmak için amaç;her çakradan yayılan enerjinin farkına varmak ve gerektiğinde o çakra üzerinde çalışmaktır.
Bedenlerimiz, iç içe geçmiş karmaşık dünyalar gibidir. Nerede başladığını ve nerede bittiğini biliriz, fakat çok büyük ve hiçbir zaman anlayamadığımız gizemlerle doludurlar. İnsanın tasarlamış olduğu hiçbir makine insan bedeni kadar karmaşık ve ustalıklı değildir.

Bedenimiz büyük oranda sudan oluşur ve tıpkı bedenimizde sürekli bir akışın olması gibi çakralar ve onlara yüklediğimiz yetenekler arasında da bir akışın olduğunu bilmeliyiz.
Çakraların psikodinamik işlevi, auranın 3 bedeni ile ilgilidir, yani bedenin dünya planında fiziksel, duygusal ve mental etkileşimleri ile ilgili katmanlarla. Birinin kalp çakrası olması gerektiği gibi işliyorsa, o kişi sevme işinde başarılıdır.
Auranın her katmanı bir çakra ile ilişkilidir. Auranın incelenmesi, tıp ile bizim psikolojik kaygılarımız arasında bir köprü görevi görebilir. Fizik beden üzerindeki 7 ana çakranın yerleri vücudun o bölgesindeki ana sinir ağları ile uyum gösterir. Bunun yanında enerji çizgilerinin kesiştiği 21 çakra bu 14 noktaya denk düşer. Bu girdap noktaları Çin tıbbının uyguladığı akupunktur noktalarına denk gelmektedir.
Aurik beden çakralarının 3 ana işlevi vardır:
§  Her aurik katmanı, dolayısıyla fiziksel bedeni canlandırmak,
§  Ben şuurunun farklı unsurlarının gelişmesini sağlamak(her çakra belirli bir psikolojik işlev ile ilişkilidir),
§  Enerjiyi aurik düzeyler arasında iletmek. Her katman fiziksel bedenin aynı bölgesinde yerleşmiş 7 ana çakranın özelliklerine sahiptir.


1. ÇAKRA 

(Kök çakra)



RENK: Kırmızı

YETENEK: Kabullenme

ÇAKRA ALGILAMASI: Dokunma, hareket ve varlık, 


kinestetik,

BİLGİNİN YAPISI: Bedeninizdeki kinestetik his: 

denge, titreşim, tüylerin diken diken olması, enerji 

akışı, fiziksel acı ya da zevk 

alma hisleri.

MEDİTASYON PRATİĞİ: Yürüme, meditasyon, dokunma, derin gevşeme

GÖLGE DUYGU(LAR): Kızma, gücenme, sertlik

ELEMENT: Yer ( toprak )

ASTROLOJİK BURÇLAR VE GEZEGENLER:

Koç/Mars: İlk yaşam enerjisi, başarma gücü, saldırganlık

Boğa: Dünyaya yakınlık, kararlılık, sahip olma, maddi zevk.

Oğlak/Satürn: Bünye ve kararlılık.

Aurik düzeylerde şuurun ifade edilişi: Esiri düzey

Şuur ifadesi: Fiziksel duyumsamalar

Affirmasyon: Fiziksel olarak hissediyorum.

YERİ: Boşaltım organlarının bulunduğu apış arasında, omurganın en altında, 


bağırsakların ve anüsün birleştiği güç merkezinde bulunur. Alışkanlıkların, 


yaşamımızı sürdürmek için otomatik davranış ve derin içgüdüsel, kalıplaşmış 


hareketlerimizin vatanıdır. Burası zekamızı, konumumuzu ya da yaşımızı hiç 


önemsemeden hepimizde derinlemesine yer etmiş olan bilinçsiz merkezimizdir.


Önce alışkanlıklar edinirsiniz, sonra da bu alışkanlıklar sizi oluşturur.


Yaşam iradesi ile bütünleşen bu fiziksel yeterlilik hali, kişiye güç ve canlılık 


“mevcudiyeti” sağlar. Bu kapalı veya bloke edildiğinde fiziksel canlılığı sağlayan 


şeyler de engellenmiş olur ve kişi fiziksel dünyada var olma isteğini yitirir. Fiziksek 


aktiviteden kaçar, enerjisi düşüktür ve kendini “hasta” hisseder.


Gerçekten kabul etmek için, kendi insan doğamızla barış yapmamız gerekir. Eğer 


kendimizi kendi bedenimizde desteklenmiş, kök salmış ve rahat hissetmezsek, bu 


çakranın gölge duygusu olan kızgınlıkla dolarız.


Acı ve öfke ile dolu olan insanlar acınacak haldedirler, fakat yine de kendi


zavallılıklarına sıkı sıkıya bağlı kalırlar, çünkü en azından bu duygu onlar için
tanıdıktır.


Birinci çakranın enerjisi uyarılıp bedene dağıtıldığında kendimizi yenilenmiş 


hissedersiniz. Sonra yer elementi, yani bedeninizin boğa gibi güçlü, cesur yanı 


canlanır. Buna ihtiyaç duyduğunuzda tek yapmanız gereken zihinsel olarak bu 


bölgeyi sıkmaktır. Sonra kendi zirvenize çıkarsınız. Çakranız size bu konuda 


yardımcı olur.
Yere kök saldığımızda, önemli bir duygusal iş olan kabullenme kapasitemiz daha 


fazla olur. Kabulleniş, yargılamanın tersidir. Kabullenme zarafet dolu ve saf bir 


lütuf gösterme hareketidir.
Kabullenici olmak için önce taklit edin ve sonra gerçekten yapmaya başlarsınız. 


Harekete geçin, duygu ve iyileşme bunu izleyecektir. Eğer birisini kabul etmek için 


mükemmel zamanı beklersek bu zaman hiç gelmez. Eğer birinin davranışlarının bizi 


artık sıkmayacağı anı beklersek hiçbir kabulleniş olmaz. Korku ve güvensizlik 


duymadığımız zaman kabullenme kapasitemiz artar.


Kabullenme ya da kabulleniş, dünyadaki hemen her dinin temel öğretisidir.


Pek çok insan, kabullenmenin bize büyük yararlar sağladığında fikir birliği etse de, 

sürekli olarak gücenme ve yargılama içinde yaşamayı seçtiğimizde ödenmesi 

gereken bedensel bir bedel olduğunu anlamamaktadırlar. Yargılamak ve aklımızı bu 

yargıya takmak bedenimizde oluşan hastalıklar şeklinde kendini gösterir.
Eğer kendinizi kabul eder ve kendinizi eleştirmemeyi öğrenirseniz 


bedensel, zihinsel ve ruhsal anlamda gerçek sağlığa ulaşırsınız.


Sindirim ve boşaltımla ilgili sorunlar, pek çok insanın kendini tam anlamıyla sağlıklı 


hissetmesine engel olan çeşitli endişelerden kaynaklanan nedenlerdir. Düzenli 


bedensel çalışma, yoga ve meditasyon yaparak olumlu bir zihinsel tutum 


geliştirerek, bol meyve ve sebze yiyerek kişi sağlığına kavuşabilir. Yedikleriniz 18 


saat içinde boşaltılmazlarsa bedeniniz zehirlenir.
Öfke duyduğumuz kişi ile aramızda ortak herhangi bir nokta olduğunu iddia 


ettiğimiz sürece onu kabullenmemiz olanaksız olacaktır. Eğer bunun yerine, diğer 


kişinin ne hissettiğini hayal etmeyi denersek, öfke ve kızgınlığın demir zincirlerinin 


gevşemeye başladığını hissederiz.
Empati duymak sempati anlamına gelmez. Sempati “senin gibi 


hissediyorum”derken empati “nasıl hissettiğini biliyorum” der. Empatinin en iyi yanı 


sağlıklı bir ayrılığa olanak tanımasıdır. “Senin acını hissetmeye ihtiyacım yok, 


sadece benim de senin gibi acı çektiğimi hatırlatmaya ihtiyacım var” der. Empati 


hepimizin ayrı fakat aynı zamanda birbiriyle bağlantılı olduğumuzu anlamamızla 


ilgilidir.
Eğer kendinizi bir başkasının davranışına tepki verirken buluyorsanız yapacağınız 


ilk şey bu kişinin 7 yaşında olduğunu hayal etmek olsun. Trafikte size yumruğunu 


sallayan adam, gerçekte onunla ilgilenmek için zamanı olmayan bir babaya sahip 


küçük bir çocuktan daha fazlası değildir. Resmi bir binada çalışan kaba memura, 


gerçekte kendisine pek çok kereler çirkin ve aptal olduğu söylenmiş, utangaç 


küçük bir kızdan başkası değildir. Eğer, incinme ve acıyı görmek için kendinize 


zaman ayırırsanız sevecenlik hissetmek ve gününüze devam etmek sizin için 


kolaylaşır.

Sevecenlik duymadan yaşamak kişinin için için yanmayı kabullenmesi 


demektir. Zehir, bedeninizin her hücresine sızar ve genellikle kanser gibi 


feci bir sonuca neden olur.

Kendinizi sevin, hayatınızı sevin ve geçmişi bırakın. Geçmişin acıları size sadece 

acı verir. Kendinize zarar vermek zorunda değilsiniz.

Kabullenme, hayatınızı değiştirmek için uygulayacağınız reçetenin bir 


unsurudur.


Eğer gününüze kabullenme ve minnetle başlarsanız Buda, Muhammet, İsa, Dalay 


Lama, Rahibe Teresa gibi her olağanüstü insan gibi, her şeyi kabullenme 


yeteneğine sahip olanlarla aynı yolu izlersiniz.
Hiç bir şey sadece iyi ya da kötü değildir: düşünce onu iyi ya da kötü yapar.
Derin düşünün, iyi düşünün. Büyük düşündüğünüzde büyük olursunuz.

2. ÇAKRA 


(Sakral – Cinsel Çakra)

Kişinin ikamet ettiği yer anlamına gelir. Dalak, pankreas ile bağlantılıdır. Bedende bulunduğu bölge cinsel organlardır. Bedendeki şuursuz faaliyetler, cinsel dürtüler ve düşük seviyeli ilişkiler ile ilgilidir.
YETENEK: Yaratıcılık
RENK: Portakal rengi
GÖLGE DUYGULAR: Aşırı uca gitme, suçluluk
ELEMENT: Su
ÇAKRA ALGILAMASI: Duygusal
BİLGİNİN YAPISI: Duygusal his;neşe, korku, öfke
MEDİTASYON PRATİĞİ: Esenliğin rahatlatıcı duyusu üzerine meditasyon
Aurik düzeylerde şuurun ifade edilişi: Duygusal düzey
Şuur ifadesi: Kişisel duygular
Affirmasyon: Duygusal olarak hissediyorum
ASTROLOJİK BURÇLAR VE GEZEGENLER:
Yengeç/Ay: Duygu zenginliği, alıcılık, verimlilik.
Terazi/Venüs: Kişinin kendine ilgi göstermesi, eş olma temelinde ilişkiler, bedensellik, yaratıcılık.
Akrep/Pluton: Bedensel arzu, cinsel birleşme sırasında kişinin, egosunu terk ederek kişiliğini dönüştürmesi.
İnsanlığın büyük bir çoğunluğu için cinsel enerji doyum sırasında yüklenir ve boşalır. Bu hareket bedeni enerji ile doldurur ve bir enerji banyosuyla yıkar, beden sistemini tıkanmış enerjiden, atık ürünlerden ve derin gerilimden kurtarır. Cinsel doyum kişinin fiziksel esenliği için önemlidir. Cinsel birleşme yolu ile sağlanan derin birleşmedeki ortaklaşa terk ego “ayrılığını”terk etmek ve birliği deneyimlemek için insanlığın sahip olduğu ana yollardan biridir. Sevgiyle ve eşinizin kendisine, özgürlüğüne saygı duyularak yapıldığında fiziksel düzeyde içsel evrimleşmeye ait eşleşme dürtülerini ve ilahi olanla birleşmeyle ilgili derin ruhsal özlemlerin birleşiminden oluşan kutsal bir deneyimdir. İki insan varlığının hem ruhsal hem de fiziksel unsurlarının birleşimidir. Kasık merkezindeki blokajlar, kendini açık tutamayan ve eşinden cinsel beslenme alamayan bir kadının fiziksel doyum yaşamasını önler, cinsel organıyla bağlantı kuramaz ve cinsel ilişkiden zevk alamaz, ayrıca saldırgan olabilir. İlişkide üstte olmayı ve hareketlere hakim olmayı isteyebilir. Her zaman kontrolü elinde tutmak istemektedir. Sağlıklı ilişkide ise bu değişir, kadın bazen aktif bazen kabul edici olmak isteyebilir. Eşinin nazik ilgisi ve kabulüyle, kadının kasık çakrası zamanla ve yavaşça açılabilir(Burada cinsel ilişkide sadece vermek ve almak arasındaki dengesizlikten bahsediliyor).
Erkeğin kasık çakrasında blokaj varsa erken doyum ya da ereksiyon olmama durumu görülür. Tüm cinsel vermekten korkmaktadır ve bunu tutar, enerji akışı sekteye uğrar, tıkanık ya da geriye doğru, kuyruk sokumu çakrasına doğru yönelir. Doyumda, enerjiyi penis yerine, sırttaki 2. çakradan bırakır, bu da bazen acı verici olur ve kişiyi ilişkiden soğutur. Çoğu kez “sahte” çözüm, bir diğerini suçlamak veya bir başka eş aramak şeklinde olur. Sorunun kökünden kaynaklanan ve imgeleri kazıp çıkartma yoluna kadar sürüp gider.
İki insan birbirini suçlamak yerine zorluğu kabul eder ve sevgi vermek üzerinde yoğunlaşır, eşine anlayış ve destek gösterirse sorun kolayca halledilir. Bu zaman ve sabır ister, karşılık beklemeden gerçek vericiliği gerektirir. Derken, suçlamaları bırakıp sevgi vermekten karşılıklı güven ve saygı doğar, cinsellik de güç kazanır ve olumlu bir deneyim haline gelir.
2. çakra, arzu, ihtiras, ikicilik, kutupsallık, hareket, değişim ve yaratıcılık ile ilgilidir. İçimizdeki pek çok çekişmeyle ilgilidir. Bu merkezdeki titreşimler olumlu olduğunda yaşam renkli, canlı ve derin bir anlama sahip olur. Tıkalı olduğunda yaşamı da neşesiz, boştur ve dünya ona yorucu ve sıkıcı gelir. Ürememiz hakkında karar verme yeteneğine sahip olmamıza rağmen bilinçli olarak çocuk sahibi olma düşüncesini kabul ya da reddeden tek türüz.
İnsanoğlu, cinsel anlamda bilince sahip tek yaratıktır ve bunun sonucu olarak ta dünya üzerindeki cinsel anlamda belki de güvensiz yaratıklarız.
Dünyada geçirdiğimiz bu sınırlı zamanda ne yapacağımız hakkındaki kararımız, yaratıcılık konusundaki yapabileceğimiz en büyük çalışmadır. Bu kararı her gün, hayatımızın her anında tekrar gözden geçirmemiz gerekir. Genelde insanlar yaratıcılığı sanatçılarla bağdaştırırlar;gerçekte ise, yaratıcılık herkesin doğuştan gelen hakkıdır.
Şimdi ve burada yaşamak, sizi neyin mutlu ettiğini bulma ve sonra da yaşam yolunu izleme eylemidir.
Yaratıcı bir hayat yaşamak için yanlış yapma korkumuzu yenmemiz gerekir. Yaratıcılıkla ilgili olan 2. çakramızı geliştirmenin iyi bir yolu bedensel çalışmalardır. Beden uyumlu çalıştığında huzur vardır. Fakat bedenin herhangi bir parçası bedenin ritmini bozacak biçimde uyumsuz çalışıyorsa o zaman rahatsızlık görülür. Rahatsızlık, bedenin uyumsuz bir biçimde çalışmasından, ritmi kaybetmesinden başka bir şey değildir.
2. çakradaki rahatsızlıklar: regl döneminin sorunlu gedmesi, kısırlık, böbrek ve mesane ile ilgili sorunlar, prostat kanseri, yumurtalık kanseri, hormonal dengesizlikler.
Suçluluk, “ben şundan daha değersizim” düşüncesi ile özetlenebilir. İnanç, birisinin size söylediği, suçluluk ise sizin kendi kendinize söylediğiniz bir şeydir.
İlişkilerde en sık rastlanan sorun para ve cinselliktir. Para ve cinselliğin yuvası olan 2. çakrada gereğinden fazla suçluluk duygusu vardır. Paranın hayatımızda doğal bir şekilde akmasına olanak tanımamızın ne kadar önemli olduğunu kendinize hatırlatmanın pratik bir yolu bolca su içmeyi hatırlamaktır. Eğer kendinizi para ile ilgili olarak korku ve suçluluk hissederken bulursanız, yeterince su içtiğinizden emin olmalısınız. Her şey yaratıcı tarafından yaratılmıştır: paramız, ailemiz, her şey. . .
Eğer zenginliği her şeyin bol olduğunu düşünmek olarak görüyorsanız, hayatınızın her gününde zengin olursunuz.
Yaratıcılığımızı kullanarak çevremizde bizi saran imajları seçmek farkındalığımızı geliştirir. Çevrenizin farkında olun. Cinselliğiniz konusunda farkındalık eylem size kalmış bir şeydir, suçluluğunuzu arkanızda bırakın, bunun yerine kendinizi inceleyin.
Suçluluğun bir amacı vardır, tıpkı öfke, korku ve acının kendine özgü yeleri olması gibi suçluluk duygusunun da bir yeri vardır. Suçluluğun size bize uyarı olmasına izin verin, eğer uyarı olarak kullanmazsak içimizde iltihaplanmaya başlar ve bizi yaratıcılığımızdan yoksun bırakır.
Eğer bir konuyu öğrenmek istiyorsanız onu okuyun.
Eğer bir konuyu anlamak istiyorsanız onu inceleyin ve o konuda ustalaşmak istiyorsanız onu öğretin.
Yoğun suçluluk ve keder duygusu, kendinden nefret etmenin uç aşamasıdır. Bu, asla yeteri kadar çekici, yeteri kadar akıllı, yeteri kadar iyi olmadığımızı söyleyen bir sestir.
Hayatınız boyunca yaratıcılığınızı kullanma şansı bulabileceğiniz pekçok şeyle karşılaşacaksınız, hiç bir zaman başlamak için geç değildir, seçim size kalmıştır.
Sonuç olarak üreme organlarımızın bulunduğu bölgede yer alan 2. çakra içimizdeki yaratıcılık yeteneğini bulduğumuz yerdir.

3. ÇAKRA 


(Solar Plexus Çakrası)
“Mücevherler şehri” anlamına gelen Manipura da denilir. Hükmetme, ben merkezci duygular ve kendi kendine eş koşmayla ilgilidir. Akli ve zihinsel süreçler duygusal hayatın düzenleyicileridir.
Solar pleksusu adı da verilen bu çakra kalp ile cinsellik arasında bir blok görevi görür. Yaşamımızdaki kavramsallaşmayı, hayal gücümüzü sağlayan ve tamamlayan bir itici güçtür. Bir şeylere inanıp onu yapma kararlılığını gösterme gücünü burada buluruz.
RENK: Sarı
YETENEK: Kararlılık
GÖLGE DUYGULAR: Öfke, açgözlülük, hırs
ELEMENT: Ateş
Aurik düzeylerde şuurun ifade edilişi: Zihinsel düzey
Şuur ifadesi: Düşünme
Affirmasyon: Düşünüyorum
ÇAKRA ALGILAMASI: Sezgi
BİLGİNİN YAPISI: Spesifik olmayan bir şeyi bilmenin belirsiz duyusu;mutlak bir ölçü, şekil
duyusu ve duyusal olmayı isteme
MEDİTASYON PRATİĞİ: Zihnin tek noktalılığı
YERİ: 8. Toraksta, göbek deliğinin üstünde
ASTROLOJİK BURÇLAR VE GEZEGENLER:
Aslan/Güneş: Sıcaklık, güç, bolluk, takdir toplamak, güç ve toplumsal mevki için uğraşmak.
Yay/Jüpiter: Yaşam deneyimini kabullenme, gelişim ve genişleme, sentez, bilgelik, bütünlük.
Başak/Merkür: Sınıflandırma, analiz, itaat, nefsini yenerek hizmet etme, kendini adama.
Mars: Enerji, faaliyet, eylem iradesi, öne çıkarma.
Psikolojik işlevi: Büyük zevk ve coşku, ruhsal bilgelik, yaşamın evrenselliğinin şuuruna varma, evrende olduğunu bilme. .
Güneş sinir ağı ve böbreküstü bezleri, karaciğer, bedendeki tüm sindirim sistemini kapsar. Adrenalin bezleriyle ilişkilidir.
HEDEF MERKEZ GÖBEKTİR.
Meditasyon pratiğinde zihnin tek noktalılığı sağlanmalıdır. Ana rahminde göbek kordonu yoluyla besleniriz, doğduktan sonra da güçlü bir enerji merkezi olmaya devam eder. Etkin duruma gelince kendimizi daha canlı ve güçlü hissetmemizi sağlar.
3. Çakra ateş elementi tarafından yönetildiği için mum alevinin ucunun rengi olan sarı(1 ve 2. çakranın devamında kırmızı-turuncu=sarı) varoluşumuzun içinde yanan bir alevi oluşturmaktadır.
3. Çakra üzerinde çalışmalar size anı ve sonsuzluğu deneyimleme becerisi kazandırır.
Sigarayı bırakmak veya rejim yapmak isteyen bir kişinin 3. çakra enerjisini uyarması ve bu enerjiyi hayatına daha fazla sokması yararlıdır. Çünkü bu çakranın, insanın eylemleri üzerinde denetimi vardır ve göbek deliğindeki ateşin, tüm alışkanlıkları, davranış tarzlarını yakıp kül etmek ve bunlardan arınma için kullanılabilmektedir.
İlk 3 çakra tıpkı bir ağacın kökleri ya da bir binanın temeli gibidir, enerji bedenimizin olduğu kadar fiziksel bedenimizin de temelini oluştururlar.
Göbek çakrasının ilginç işlevi de aslında kalp çakrasının görevi olan solunumdaki rolüdür. Akciğerler kalp merkezinde olsalar da diyafram, akciğerlerin altında olan kaslar göbek bölgesinde yer almaktadır.
Akciğerlerinizden nefes almayı bırakıp karnınızdan nefes almaya başlayın. Çünkü nefes alış-verişinizin uzunluğu ve derinliği sizin ruhunuzun karşınızdaki insan üzerindeki etkisini belirleyecektir.
Başlangıç için aşağıdaki egzersizi kendinizi zorlamadan yapın.
§  Ayakta dik durun, kalın, sert kapaklı bir kitabı karnınıza, göbek deliğinize bastırırcasına açık olarak tutun.
§  Nefes alırken karnınız kitabı ileri doğru itsin.
§  Nefesinizi verirken karnınız boşalacak ve sırtınıza doğru kitabı içeri itin.
Bu egzersizi günde 3 dakika yapabilirsiniz, daha sonra da farklı tekniklerle birleştirebilirsiniz.
Nefesle kararlılık yeteneğinin ilgisi: nefes alış-verişinizde kararlı olursanız her konuda kararlı olursunuz. Önemli bir iş için hareket etmeden önce ne yaparız?. . . Önce derin bir nefes alıp sonra harekete geçeriz.
YEDİKLERİNİZİ, GİYDİKLERİNİZİ YA DA EN ÇOK YAPTIĞINIZ BİRŞEYİ DEĞİŞTİRDİĞİNİZDE TÜM HAYATINIZ DEĞİŞEBİLİR.
3. Çakranın diğer duygusu da öfkedir. Çok öfkeli birisi için “çok aksi” veya “safra ile dolu” gibi tabirler kullanırız. Safra, öd . çakradaki karaciğerin ürettiği bir maddedir. Kızdığımızda sinirden karnımıza ağrı girer veya midemiz bulanır.
Annemizin kalıplaşmış pekçok bedensel ve duygusal alışkanlığı ana rahmindeyken bize geçer. Bu arada onun nefes alış-verişini de doğduktan sonra taklit ederiz. Bu yüzden yoga ve nefes teknikleri üzerinde bilinçli olarak kendimizi eğitip, karından nefes alıp vermeyi yaşadığımız her ana geçirmeliyiz.
Teknik bilmiyorsanız;dakikada 50 kez nefes alıp verirsiniz. Eğer 10 kez ise canlanırsınız, 5 kez ise akıllı olursunuz. Dakikada 1 kez nefes alıp verirseniz yenilmez olursunuz.
Nefesinizin gücü sizin denetiminizde olmalıdır.
Sadece nefes ve yoga çalışarak kronik sırt, boyun, beden ağrılarından kurtulanların sayısı az değildir.
Kararlılık yeteneğinizi geliştirmek için yoga da esneme duruşu vardır. Bunu günde 1 dakika ile başlayıp 3 – 4 dakikaya çıkarabilirsiniz. Burada hareketin yanında burnunuzdan ateş solunumu (burun deliklerinden çok hızlı nefes alıp vermek) yapmaya başlamaktır. Bu solunum sinir sisteminizi güçlendirir, kanı temizler, enerji verir ve kendinizi canlı ve parlak hissedersiniz.
Öfkenin bedende kendini ilk gösterdiği yer karaciğerdir. Karaciğer endokrin bezidir ve kanımızdaki zehirleri atmak için iyi bir filtredir. Siroz, alkol veya uyuşturucudan olduğu gibi hissettiğiniz abartılı acı ve öfkeden de oluşur. İş stresi nedeniyle karaciğerin kötü çalışması sonucu hepatit oluşabileceği gibi.
Karaciğer için pancar ve pancar yaprağı ya da pancar suyu (günde 50-6- cl), her tür turptan, özellikle Japon turpu yemek, yogi çayı içmek önerilmektedir.
BASTIRILMIŞ ÖFKE KENDİNİ HASTALIK OLARAK DIŞA VURUR.
3. Çakrada bulunan adrenalin bezleri “öfke-stres döngüsü” dediğimiz süreçte büyük rol oynar. Bedende “savaş ya da kaç” karşısında tepki vermek için adrenalin ve kortizon salgılayan bu bezlerdir.
İnsandaki her yeteneğin diğerleri üzerinde tıpkı bir domino taşı gibi etkisi vardır. Eğer azminizden küçük düzeyde bile onurlandırmaya başlarsanız, hayatınızda gelişme ve iyileşme olduğunu 
göreceksiniz.


4. ÇAKRA 

(Kalp çakrası)
Şifa sürecinde kalp dünya planına ait enerjileri ruhsal plana ait enerjilere, ruhsal plan enerjilerini de dünya planı enerjilerine dönüştürür. Fiziksel dünyadaki davranışlarımızın merkezi burasıdır. Ego iradesi ya da irade ile ilgilidir.
YETENEK: Sevecenlik, şefkat, sevgi, muhabbet.
RENK: Yeşil, pembe
GÖLGE DUYGULAR: Korku, bağımlılık
ELEMENT: Hava
Aurik düzeylerde şuurun ifade edilişi: Astsal düzey
Şuur ifadesi: Ben-Sen duyguları
Affirmasyon: İnsani seviyorum
ÇAKRA ALGILAMASI: Sevme
BİLGİNİN YAPISI: Bir başkasını sevme duyusu
MEDİTASYON PRATİĞİ: Sevginin gül pembe ışığı, bir çiçeği sev
Psikolojik işlevi: Diğer insanlara karşı sevgi duyma, yaşama açık olma
ASTROLOJİK BURÇLAR VE GEZEGENLER:
Aslan/Güneş: Duygusal sıcaklık, içtenlik, cömertlik.
Terazi/Venüs: İlişki, sevgi, uyum arayışı, benliğin büyümesi.
Satürn: Bireysel egodan kurtulma ve böylece gerçek sevgiyi mümkün kılma.
YERİ: Bedende 1. toraksta timüs bezinin yakınında yer alır.
Bedenin en güçlü çakrasıdır. Kanınız, bedeninizdeki her organı beslemek için bu merkezden pompalanır. Olaya ruhsal bakarsak, gökyüzü ya da cennet ve yer bu merkezde birleşir. Kalpten duanın gücü bundandır.
KALP, ALLAH’IN VAR OLDUĞU MERKEZDİR.
Bu farkındalık merkezi sayesinde, “BEN” kavramının “BİZ” e dönüşümü mümkün olmaktadır. Kalp, sevginin çeşitli ifadeleri olan pekçok duyguyu yayar; sıcaklık, sevecenlik, ihtiras, iyilik, nefret. Dünyadaki her duygu kalp merkezinden yayılır. Hayata, zenginlik, derinlik ve anlam veren bu merkezdir. İhtirası denetler. Kişinin sezgileri ile denetlenmediği zamansa, yıkım getirir. Kalp çakrasının titreşimi ve ritmi o kadar güçlüdür ki saklamak ya da belli etmemek gibi bir şey mümkün değildir. Nasıl konuşacağınızı, ne tür titreşim yayacağınızı bilirseniz, “ben” ve “sen” değil, “ biz” diyen titreşimler yayarsınız.
KALBİNİZ, BAŞKALARINA AÇIK DEĞİLSE, SİZE DE AÇIK OLAMAZ.
Korku duygusu, kalp çakrasında başa çıkılması gereken karanlık yandır. Bu korku, sevgi duyduğumuz şeyi kaybetmekten korkmaya, bir başkasını fazlaca korumaya ve onun ihtiyaçlarının sizinkilerin üzerine çıkmasına izin vermeye kadar varır.
Sevgi, korkunun tersidir. Minnettarlık, korkudan kurtulmanın ilk adımıdır.
Karşınızdaki kişinin siz olduğunuzun farkına varmak işinizi kolaylaştırır. Minnettarlık duymayı günlük hayatımıza geçirmek zorundayız. Günün her saatinde, evde, işte, çarşıda kısaca nerde olursak olalım, düşmanca duygularımız uyandığında nefes egzersizi (burundan al-ağızdan ver, burundan al-burundan ver) yapalım. Eğer kötü bir insan veya olayla karşılaşırsanız, Allah2a öyle olmadığınız için şükredin, iyi bir insan veya olayla karşılaşırsanız, iyi bir şey gördüğünüz için ve o kişi siz de olabileceğiniz için Allah’a şükredin, teşekkür edin.
Kalp rahatsızlıklarının, akciğer hastalıklarının ve göğüs kanserinin bu bölgede olduğunu bilirseniz korku ve bağımlılığın neden olup insanı nasıl öldürdüğünü anlarsınız.
Hayatta işe yarayan iki güç vardır: Sevgi ve Korku, bir madalyonun iki yüzü gibidir. Korku duyduğunuzda bununla baş etmeniz gerekmektedir. Korkudan minnettarlığa geçiş için ruhsal ve bedensel çalışmalar yapmak, hayatınızı ve sağlığınızı daha iyiye gidecek şekilde değiştirecektir.
İnsanlığın en büyük korkusu ölüm ve ölme korkusudur. Herkesin yüzleşeceği bu deneyimden korkmak aslında aptalcadır. Ölümün getireceği acı ve belirsizliktir bizi korkutan.
ÖLMEK BİR SANATTIR. YÜCE KİŞİLER, YÜZLERİNDE BİR GÜLÜMSEMEYLE ÖLMEYİ ÖĞRENEN KİŞİLERDİR.
Bedeninizin sahibi değilsiniz;onun kiracısısınız ve bu süre bitince onu teslim edeceksiniz. Bedeniniz, Allah’ı sevmeyi öğreneceğiniz evinizdir. Bu bedenle hayata geliyoruz. Çünkü Allah sevgisini burada tam olarak yaşayabiliriz. İnsanlar üzerinde denetimi olmayan bir şey olduğunda sanki kendilerine karşı yapıldığını düşünerek “endişeleniyorum” derler. Fakat bu doğru değildir. ENDİŞELENİYORUM, çünkü bunu seçiyorum demek daha doğrudur.
Size güç veren nedir? DÜŞÜNCELERİNİZ
Sizi uyandıran nedir? DÜŞÜNCELERİNİZ
Sizi mahveden nedir? DÜŞÜNCELERİNİZ,
DÜŞÜNCELER sizi geliştirmek içindir.
Her göz kırpışınızda zihninizden binlerce düşünce geçer. Peki siz hangisini düşünmeyi seçiyorsunuz?. . . . . Genellikle olumsuz olanları, çünkü onlar olumludan daha güçlüdür.
Zihin eğitilebilir ve en iyi şekilde de sevgi, övgü ve sevecenlik kullanılarak eğitilir. Burada tutum çok önemlidir. “Minnettar olma tutumu”bedenimizdeki belirli alışkanlığı nasıl değiştireceğimizle ilgilenir, sonra zihinsel, duygusal ve ruhsal tepkimizi değiştirmemize yardım etmek için bedensel düzeltmeyi kullanır.
Endişelendiğinizde, bedende gerginleşen ilk kasınız dilinizdir. Gerildiği an nefesinizi ve kalp merkezini karıştırır. Nerede olursanız olun hemen dilinizi dışarı sarkıtıp, çenenizi gevşetip, burundan nefes alıp ağızdan verin. Minnettar olmayı düşünün, omuzlar gevşemiş, kalp merkezinin arkası açılır, akciğerlerin genişlemesi için yer açılır, kalp atışları yavaşlar, tansiyon düşer.
Bu endişe sırasında bu bana ne kazandırır?ne kadar önemlidir? sorularını sorun.

5. ÇAKRA 
(Boğaz çakrası)
Gırtlak bölgesindeki 5. çakra, bedenimizde sesimizi bulduğumuz, kişideki dürüstlük yeteneğini barındıran ve iletişim, ifade, yüksek düşünsel süreç ile ilişkilidir.
Bedende gırtlak bölgesinde, 3. omur hizasında, troid bezinin yakınındadır.
YETENEK: Doğruluk
RENK: Mavi
GÖLGE DUYGULAR: İnkar, yalanlama, sertlik
Aurik düzeylerde şuurun ifade edilişi: Esiri kalıp düzeyi
Şuur ifadesi: Yüksek irade
Affirmasyon: Yapacağım
ÇAKRA ALGILAMASI: İşitme, konuşma
BİLGİNİN YAPISI: Sesler, sözler ve müzik duyma, aynı zamanda tatmak ve koklamak
MEDİTASYON PRATİĞİ: Ses dinleme
ELEMENT: Eter(dünya atmosferinin ötesinde bulunan ince, göksel bir enerjidir).
Algılaması: İşitme ve konuşma
Duyuları: Sesler, sözler ve müzik duyma, aynı zamanda tatmak ve koklamak
Astrolojik burçlar ve gezegenler:
İkizler/Merkür: İletişim, bilgi ve deneyim alış verişi.
Mars: Kendini ifadede aktif oluş
Boğa/Venüs: Şekil ve oylum(hacim) duyguları
Kova/Uranüs: İlahi esin, bilginin ve bilgeliğin iletimi, bağımsızlık.
Çakralar, yüksek zihinsel ve ruhsal diyarlara doğru yükseldikçe, ilerledikçe bu çakralarla ilgili elementler dünyasal olmaktan çıkar.
Gerçek sesimizin nasıl olduğunu, yaşadığımız sürece insanlara söylediklerimizin “gerçekte” ne anlama geldiğinin farkına bu çakra ile varırız. 5. çakra boyun, omuzlar, ağız, burun ve kulakları, baş ve kalp arasındaki geçidi içerir.
KENDİN OL! Bu çakra ile mümkündür.
Özde kim olduğunuz gerçeğine ulaşmanın en harika yollarından biri, kendi sesiniz üzerinde çalışmak ve onu sevmekle başlar. Bu dünya sözle yönetilir ve sözü yüzeysel olan kişi de yüzeysel demektir. Sözler önemsiz değildir. Sözler gerçek güçtür. Tüm evren manyetik bir alandır. Eğer pozitif sözcükler üretirsek sevgiyi, negatif üretirsek nefreti hissederiz. Sözlerimizle olayları gerçek yaparız. Sözlerimizin gücünün ve nasıl konuştuğumuzun bedenimizi, zihnimizi ve ruhumuzu etkilediğinin gerçekten bilincine vararak, yaşantımızı sözlerin gücüyle değiştirebiliriz. Ruhun sesi, bir çan kadar berrak çınlar.
Olumsuz bir düşünceye kapıldığınızda, bunu olumlu bir düşünce ile yenin, olumsuzluğun tersini zikir gibi tekrar edin, en İYİ sonucu alacaksınız. Bir arkadaşıma ne zaman “hayat nasıl gidiyor” diye sorsam hep “gerçekten zor gidiyor” derdi: ona bu cümleyi 40 gün boyunca sözlüğünden silmesini sadece hayatında neler olup bittiğini görmesi için bunu denemesini istedim. Bu çok zor bir şeydi. Buna inanmıyordu, ama sonuç muhteşemdi.
NE SÖYLÜYORSANIZ O SUNUZ
Söylediğimiz sözler önemlidir ve bedenimizde güçlü bir şekilde etkileri görülür, hele kötü ya da sert iseler dokularımızda hücre tahribatına neden olur. Kendinizi kabullenme sevgiyle güçlendirmek isterseniz şu pratiği yapın: “istiyorum” ve “ben varım”.
Boğaz çakramızı açmak ve doğruyu söyleme yeteneğimizi geliştirmek için bu şekilde belirli sözcükleri tekrarlamak beynimize olumlu duyguları güçlendiren ve hücresel kodlanmamız içindeki eski yaralarımızı iyileştiren mesajlar göndermemizi sağlar.
Belirli bir sesi tekrarlamaya dünyanın her yanındaki kültürlerde rastlanır (bizde zikir).
Şifa veren sesler: bir doktorun sesi insan sesi veya müziğin tedavi edici gücü ve bedenin %70 i sudan oluştuğu ve ses suda kolayca iletildiği için su sesinin hücresel düzeyde iyileşme sağladığı iddia edilmektedir. Düzenli sesler meditasyon, yoga, nefes çalışmaları. Tüm bu yöntemler gerilimi azaltmada bedeni güçlendirmede ve kişiye huzur vermede işe yaramakta ve hayatları değiştirmektedir.
Size acısız bir değişim sözü veren birinin bir yalan satmaya çalıştığına inanın!
Bazen değişimle birlikte kayıpların da geldiği yadsınamaz; sizin için sağlıklı olmayan bir şeye yapışmak asla mutluluk getirmez.
Eğer değişim çok hızlı ya da yoğun olursa zamanla bilinç altımız direnmeye başlar. Bazen insanlar bilinçsiz olarak kendi karakterlerinde gerçek değişiklikler yapmak yerine bir başkasını suçlamanın daha kolay ve daha rahat olduğuna karar verirler. Bu “bende yanlış giden bir şeyin aslında nedeni sensin” sendromudur. Eğer hayatınızın herhangi bir bölümünde mutsuzsanız onu değiştirebilecek kişi de sizsiniz.
Size ne zaman susmanız söylense, boğaz çakranızın bir bölümü kapanır, burnunuzdan aldığınız her temizleyici nefesle boğaz çakranızda açılmaya ve iyileşmeye başlar.
Sağlıklı bir diyet işe zevki karıştırmaz;önemli olan dengedir. İyileşme ve gelişmenin zorlayıcı yanlarından biri olan denge yeteneğibedenimizde boynumuzdur. Başımız ve kalbimiz arasındaki dengeyi sağlamak hayat kalitemizin en önemli etkenlerinden biridir ve bu dengesevecenlik, iyilik olarak adlandırılır.
Dürüstlük bir şeydeki küçük gerçeklerden daha önemlidir. Bu, eyleme dönüşmüş dürüstlüktür.
Eğer 5. çakra hastalıkları ya da bağımlılıklarınız varsa ve bunlar hayatınızı etkiliyorsa, bedeniniz sizi uyarmak için bilgiyi tek dil olan acı verahatsızlığı kullanarak size bir dengesizliğin süre gittiğini söylemektedir. Bunlar kalıtsal hastalıklar değildir. Ruhunuzun kendi gerçeğini bağırarak söyleme gereksinim ile doğrudan ilişkilidir.
1. Köpek gibi solumak=köpek solunumu
-Ağzınızı açarak oturun, dilinizi olabildiğince dışarı çıkarın ve tıpkı bir köpek gibi hızla nefes alıp verin. Diyafram ve göbek deliğinin gücünü de bu nefese ekleyin. Nefes aldığınızda göbek deliği dışarı doğru çıksın, nefes verirken göbek deliği içe doğru gelsin.
-Karnınızı bir pompa gibi kullanın, 1, 5 dakika sonra soluk alış veriş sesinizin gırtlağınıza doğru inmesine izin verin.
-Bunu 3 dakika kadar yapın.
Bu sayede bedeninizde ve gırtlak çakranızdaki toksinler temizlenir, kendinizi yorgun hissediyorsanız canlanırsınız, virüsten kaynaklanan hastalıklardan kurtulmayı ve sezgi gücünüzü artırmayı başarabilirsiniz. En önemlisi de eski yalan ve korkularınızı temizlemenize yardım eder, sizi doğruyu söylemeye yönlendirir.
2. Şarkı söylemek
3. “İstiyorum ve ben varım” egzersizi
4. Boyun hareketleri
5. çakra boğazın önünde yer alır, kişisel ihtiyaçlar ile ilgili sorumluluk alabilme ile ilgilidir. Nasıl ki yeni doğmuş bebek annesinin göğsüne bastırıldığında beslenmek için emmek zorundadır. Bütün hayat boyunca geçerlidir. Kişi olgunlaştıkça ihtiyaçlarını gerçekleştirmek işi kendi omuzlarına binmektedir. Kişinin hayattaki eksiklikleri yüzünden başkalarını suçlamayı bırakıp, ihtiyaçlarını ve isteklerini yaratmak için harekete geçtiğinde iyi işliyor demektir. Bu merkez, kişinin kendisine doğru gelen şeyi almak açısından hangi konumda olduğunu gösteren yerdir. Bu da kişinin imgelemesi ile ilişkilidir. Kişi dünyayı olumsuz görüyorsa, verilen şeylere şüphe ve olumsuz bakış getirecek, düşmanlık bekleyecek, sevgi yerine vahşet ve aşağılanma bekleyecektir. Olumsuz beklentiler, evrendeki “benzer benzeri çeker” yasası ile ona bu olumsuz girdileri çekecektir.
Bu açma-kapama süreci, alma-verme ile ilgili yanlış anlamaların hepsi, iyicil ve besleyici bir evrene güvenmeye dönüşünceye kadar sürer.
Bazen 5. çakranın arkasında meydana gelen özümseme unsuru, kişinin toplum, mesleği ve yaşıtları içindeki benlik hissi ile ilgilidir. Eğer kişi yaşamın bu parçasında rahat hissetmiyorsa, kendine güven eksikliğini telafi etmek için bu rahatsızlık aşırı gurur ile örtülebilir.
Boynun arkasındaki merkez, kişi başarılı, işinde güvenli ve yaşam mesleği olarak seçtiği işten tatmin duyuyorsa genellikle açıktır. Eğer kişi zorlu bir meslek seçmiş ve bunda da üstüne düşeni yapabiliyorsa merkez oldukça sağlıklıdır. Kişi profesyonel anlamda başarılıdır ve evrensel alan bu anlamda kişiyi besler.
Eğer durum bu değilse kişi elinden gelenin en iyisini yapmamaktadır. Başarısızdır ve bu eksikliği gururu ile örtmeye çalışmaktadır. Daha iyisini yapsa ya da daha çok mücadele gerektiren bir işe girse daha iyi olacağını gizli gizli bilmektedir. Ancak bu kişi ikisini de yapamaz ve altta yatan gerçek umutsuzluktan kaçınmak için gurur ile savunmaya geçer. Aslında hayatta başarılı olmadığını bilir. Muhtemelen kurban rolünü oynayacaktır. Hayat ona büyük becerisini geliştirmek için fırsatları vermemiştir. Bu gururun salınması gerekmektedir, acı ve ümitsizlik de açığa çıkartılmalıdır.
Bu merkezde, kişinin çok istediği bir şeyi yapmak için harekete geçmesine engel olan BAŞARISIZ OLMA KORKUSU da yer alır. Ayrıca kişisel arkadaşlıklar ve genel sosyal yaşam ile de alakalıdır. İlişkiden kaçınarak kişi kendini ortaya koymaktan kaçar ve bir yandan beğenilmeme korkusu, bir yandan da rekabet ve “senden daha iyiyim, benim kadar iyi değilsin” türü bir gururu barındırır. Reddedilme hislerimiz içerden kaynaklandığından ve sonra biz onları diğerlerine yansıttığımızdan reddedilmekten kaçmak için diğer insanlardan kaçınırız. Arzuladığımız mesleğe girme şansını kullanmak, özlediğimiz temasları kurmak ve bu duyguları serbest bırakmak bu çakrayı açma yollarıdır.

6. ÇAKRA 
(Üçüncü Göz Çakrası)
Alın çakrası da denilen “ajna” kendi kendinin farkında olma, içsel vizyon, mutluluk, neşe ve zihin gücü ile ilgilidir.
Kendini iyi hissetmemizi sağlayan serotonin salgılayan hipofiz bezinin (1. omur ) bulunduğu yerdir. Üçüncü göz noktasına yoğunlaşmak, kendimizi yatıştırmanın, dikkati toplamanın en kolay ve etkili yollarından biridir.
RENK: Çivit mavisi
YETENEK: Sezgi gücü(fiziksel ve duyu dışı görme yeteneği)
YERİ: Yogilerin üçüncü göz noktası dedikleri kaşların arasındaki noktada bulunur.
GÖLGE DUYGULAR: Zihinsel karmaşa, bunalım
Algılaması: görme imgeleme şeklinde bilgi sembolik ya da düz anlamlı resimler görmek şeklinde olabilir.
Aurik düzeylerde şuurun ifade edilişi: Göksel düzey
Şuur ifadesi: Yüksek duygular
Affirmasyon: Evrensel seviyorum
ÇAKRA ALGILAMASI: Görme, imgeleme
BİLGİNİN YAPISI: Sembolik ya da düz anlamlı net resimler görmek
MEDİTASYON PRATİĞİ: Birlik şuuru
ELEMENT: Yok .
İLGİLİ SALGI BEZİ: Hipofiz
ASTROLOJİK BURÇLAR VE GEZEGENLER:
Merkür: Entelektüel düşünce, akılcı düşünce
Yay/Jüpiter: Holistik düşünce, iç ilişkilerin farkına varma
Kova/Uranüs: İlahi olarak esinlenmiş düşünce, yüksek bilgi, sezgi kıvılcımları
Balık/Neptün: Hayal gücü, sezgi, kendini adayarak iç doğruya ulaşmak
İlk temel titreşim açısından bakıldığında farkındalığın gelişimi yolundaki her adım yeni ve farklı bir titreşim kalıbı yaratır.Böylece saf eterik oluştan maddenin en yoğun haline kadar yaratılışın düzeyleri insan yaşamında belirir ve çeşitli titreşim düzeyleriyle birlikte çakralarla temsil edilirler. Bu gelişim, içimizde ve üzerimizde meydana gelir. Üçüncü göz, bilince ulaşmanın mekanı olduğundan, burada maddeyi belirleyip, ayrıştırabilirsiniz. . Fiziksel düzeyde yeni gerçeklikler yaratabilir, eskileri çözebilirsiniz.
Kural olarak: Bu süreç bizim yönümüzden otomatikman ve bilinçsizce gelişir. Yaşamımızdaki kararlı düşüncelerin çoğu çözümlenmemiş duygusal kalıplarla kontrol edilir ve kendimizin ve diğerlerinin fikirlerine ve ön yargılarına göre programlanır. O halde, zihnimiz çoğu kez, duygu yüklü düşüncelerimizin efendisi değil uşağıdır. Bu düşünceler yaşamımızda da ortaya çıkar çünkü dışarıdan algıladığımız ve yaşadıklarımız aslında öznel gerçekliğimizin belirtileridir.
Bilincimizi geliştirerek ve üçüncü gözü açarak, bu süreci daha iyi denetleyebiliriz ve hayal gücümüz de isteklere ulaşmak için gerekli enerjiyi yaratabilir. Aynı zamanda fiziksel gerçekliğin ötesindeki tüm yaratılış düzeylerine ulaşabiliriz. Bunun bilgisi bize, sezgi altıncı his ya da aşırı duyarlı işitme, hissetme şeklinde ulaşır. Önceden belirsizce şüphe ettiğimiz şeyler şimdi daha açık bir şekilde algılanır.
Altıncı çakra resimler ortaya çıkarır. Bunlar sembolik olabileceği gibi, hasta için çok kişisel bir anlama sahip ya da düz anlamlı da olabilir. Var olan şeylerin (çoktan mevcut olan bir şeyi almaktır)yansımasıdır. Burada resimleri almaktan söz ediyoruz, ALGILAMA=ALMA anlamına gelir.
İmgeleme ise farklı bir şeydir. İmgeleme süreci, aktif olarak yaratmayla ilgilidir. İmgeleme sırasında zihninizde bir imge yaratır ve enerji verirsiniz. Eğer bu imgeyi zihninizde net bir şekilde tutar ve enerji vermeye devam ederseniz, en sonunda yaşamınızda gerçekleştirebilirsiniz. Böylece o imgeye form ve madde vermiş olursunuz. İmge ne kadar net ve sizin ona yansıttığınız duygusal enerji çok olursa, onu yaşama o kadar iyi geçirebilirsiniz.
Kişinin evren ve gerçeklilik yani dünyayı nasıl gördüğü ve bunun ona ne ifade ettiği ile ilgilidir. 6. çakra sağlıklı olarak saat yönünde döner. Pandül ile bu uygulamalar yapılabilmektedir.
Ayrıca çakranın olumlu ve olumsuz çalışması ile de açıklamalar yapılabilmektedir.
Eğer 6. çakra saat yönünde ters hareket ediyorsa;kişinin zihinsel kavramlar hakkında kafası karışmış ve gerçeklik hakkında yanlış ve olumsuz demektir. Kişi bunları yansıtarak kendi dünyasını oluşturur. Eğer tıkanık ve zayıfsa çakraya enerji akışı az olduğu için kişinin yaratıcı fikirleri engellenmiş demektir. Eğer çarka güçlü bir şekilde saat yönüne tersse kişi olumsuz fikirler yaratma da yeteneklidir. Eğer bu durum başın arkasındaki yönetici merkezin güçlü işleviyle birleşmişse, bu durum kişinin yaşamında bir yıkım yaratabilir.
6. çakra önde iki kaşın arasında, başın arkasında arkaya açılım gösterir. Ön merkezin açık, arkanın ise kapalı olması özellikle hayal kırıklığı yaratan bir durumdur. Kişi yaratıcı fikirler ortaya atar ama bunları uygulamaya koyamaz. Bu duruma, genelde suçu dış dünyaya yükleme bahanesi eşlik eder.
Kişinin fikirlerini hayata geçirmek için adım adım yardımcı temel eğitim alması gerekmektedir.
Hayatımıza sezgi gücümüz olmadan devam etmek sanki yan ve dikiz aynaları olmayan bir otomobili sürmeye benzer. Tüm görebildiğiniz sadece önünüzdür.
Yoga, sezgi gücünü geliştirmek için çok değerli bir araçtır, çünkü her çalışma ya da meditasyon bize bedenimiz, zihnimiz ve ruhumuzla yaptığımız küçük bir araştırma olanağı tanımaktadır.
Kundalini yoga bilimi, bedenimizin her hücresinde bilgi ve farkındalık olduğunu söyler. Dünyadaki sözlerin hepsi birleşse, içimizdeki sezgi gücünü hücresel düzeyde uyandıramaz. Varlığınızın tamamı bedeninizin her bir hücresinde vardır. Bu kadim yoga bilimi de sizi hücresel düzeyde uyandırmak için özel olarak tasarlanmıştır.
Bedeniniz sizinle, simgesel anlamda ve çeşitli hastalıklar yoluyla, bu dili kullanarak konuşur.
Sezgi gücü gerçek güçtür. Hepiniz buna sahipsiniz.
Yoga ve meditasyonun, kandaki serotonin ve beta endorfin salgısını artırdığı bilimsel olarak da kanıtlanmıştır. Sezgi bize pek çok yolla fısıldar;bizimle konuştuğu en önemli yollardan biri de, rüyalar ve simgelerdir. Kendinizi çok basit yollarla sezgilerinize açarsanız, gerçekten büyük mesajlar da bulursunuz.

7. ÇAKRA 
(Tepe çakrası)
Taç çakrası da denilen bu çarka beynin işleyişinin yanında sinir sistemi, iskelet sistemi ve dolaşım sistemi de dahil olmak üzere bedenin tüm sistemini yönettiği söylenir.
RENK: Mor (soyluluk rengi), eflatun, menekşe
YETENEK: Sınırlandırılmamış olmak
ELEMENT: Yok
GÖLGE DUYULAR: Acı, ıstırap, keder
Aurik düzeylerde şuurun ifade edilişi: Ketherik düzey
Şuur ifadesi: Yüksek kavramlar
Affirmasyon: Biliyorum, benim.
ÇAKRA ALGILAMASI: Bütün kavramı bilmek
BİLGİNİN YAPISI: Tüm duyuların ötesine geçen bütün kavramı almak
MEDİTASYON PRATİĞİ: Sakinim ve Tanrı nın benimle olduğunu biliyorum.
YERİ: Başın tepe noktası, bebeklerde bıngıldak dediğimiz nokta
EPİFİZ BEZİ ile bağlantılıdır
ASTROLOJİK BURÇLAR VE GEZEGENLER:
Yengeç/Satürn: İç görüş, öz üzerinde yoğunlaşabilme, maddenin ilahi ışıkla girişimi
Balık/Neptün: Sınırların yıkılması, kendini adama, her yerde olanla birlik.
Bilim bu bezin, sağlıklı bir uyku uyumak için anahtar unsur olan melatonini salgıladığını keşfetti. . Melatoninin son derece güçlü bir antioksidan olduğunu ve beynimizin yaşlanmasının başta gelen nedeni yağ asitlerinin yarattığı tahribatın önlenmesinde yardımcı olduğunu belirtmektedir.
Tüm çakra enerjilerinin kaynağı ve başlama noktasıdır. Kişisel enerji alanımız evrenle bir olur.
Çakralar pek çok insanda kapalı kalmakta ya da minimal düzeyde işlev görmektedir. Şuurlu olarak geliştirilirlerse açılmaya başlarlar ve böylece daha yüksek şuurluluk seviyelerine ulaşmamızı sağlarlar.
7. çakra “sahasrara” diye de adlandırılır. İnsandaki sınırlandırılmamış olma yeteneğini denetler. Fiziksel bedenimizin ruhsal merkezidir. Bütünsel bir kavram biçiminde bilgi almamızı sağlar. Bu bilgi insanın sınırlı duyularının ve iletişim sisteminin ötesinde bir şeydir.
7. çakra kapalı ise, ruhsallığı ile deneyimsel bir ilişki kuramaz. Kişi o “kozmik his” ten uzaktır ve insanlar ruhsal deneyimlerinden bahsederken ne anlattıklarını anlayamazlar. 7. çakra açıksa, kişi bireysel ve kişisel formda ruhsallığını tanıyor demektir, kelimelerle basitçe açıklanamaz. Kısaca var olma hali, dünyasal gerçeklikten sonsuzluğa doğru bir aşkınlık halidir, denilebilir. (fiziksel dünyanın ötesindedir)
7. çakra açıldığında diğer altı çakra da kalan tüm tıkanıklıklar çözülür ve enerjileri mümkün olan en yüksek frekanslarda titreşmeye başlar. Her çakra, kendi düzeyinde, ilahi oluşun bir aynasıdır ve kendini mümkün olan en yüksek potansiyelle ifade eder.
Yogi dilinde elektromanyetik alan denilen alanı içerir. Bu bizim fiziksel bedenimizi çevreleyen auramızdır. Batı bilimi bu alanın varlığını fiziksel gerçek olarak kanıtlamıştır aydı. İnsanın aydınlanma ve ışıma yeteneği bu çakradadır.
Her tür egzersiz, beyne giden kan akışını artırır fakat, Kundalini Yoga da inanılmaz derecede harika olan, bu egzersizlerin özellikle endokrin sistemindeki tüm salgı bezlerini uyarmak için tasarlanmış olmasıdır. Yoga biliminde, salgı bezleri hep “sağlığın koruyucuları” olarak adlandırılırlar. Verdiğimiz mücadeleler, gelişme fırsatlarımızdır.
Aldığımız her soluğun değerini bilmek için, bir gün kesinlikle son nefesimizi alacağımı gerçeğini bilmeliyiz. Sonsuz Zekanın frekansını yakaladığımız daha yüce güce ulaşmak için teslim olmak gerekir. Bu çağrıyı ancak bu şekilde duyarız.




2 yorum:

  1. lütfenn!!! şu gerizekalı kuşu yok edinnn...........

    YanıtlaSil

Linkwith